Ali Özdemir - Merkez Medya

AK Parti Sözcüsü Çelik, MYK toplantısı öncesinde açıklamalarda bulundu Açıklaması

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik, İran'a yönelik saldırılara ilişkin, "Şu anda kaosu toparlamak için yeniden müzakere masası kurulması gerekirken, yeniden diplomasinin hayata geçirilmesi gerekirken maalesef yapılan şey daha çok ülkeden, daha çok savaş gemisi...

17 Mar 2026 - 20:02 YAYINLANMA
AK Parti Sözcüsü Çelik, MYK toplantısı öncesinde açıklamalarda bulundu Açıklaması

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik, İran'a yönelik saldırılara ilişkin, "Şu anda kaosu toparlamak için yeniden müzakere masası kurulması gerekirken, yeniden diplomasinin hayata geçirilmesi gerekirken maalesef yapılan şey daha çok ülkeden, daha çok savaş gemisi istemek, daha çok ülkeden, daha çok savaş uçağı istemekten ibaret oluyor. Bu gidişin sonu iyi değil." dedi.

Çelik, parti genel merkezinde, Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında gerçekleştirilen Merkez Yürütme Kurulu (MYK) toplantısı öncesi açıklamalarda bulundu.

Ramazan ayının son günlerine girildiğini söyleyen Çelik, Cenab-ı Hakk'ın herkesi aileleri ve sevdikleriyle bayrama kavuşturmasını dileyerek, vatandaşların Ramazan Bayramı'nı tebrik etti.

Dün Türkiye'nin büyük alimi, büyük mütefekkir, büyük münevver Prof. Dr. İlber Ortaylı'nın Hakk'a uğurlandığını hatırlatan Çelik, Ortaylı'nın Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın kararıyla Fatih Camisi Haziresi'ne gömülmesinin, Fatih'i dünyaya, gençlere doğru tanımak açısından verdiği emeğin selamlanması bakımından da son derece kıymetli olduğunu vurguladı.

İlber Ortaylı'nın bir tarihçinin ötesinde, tam anlamıyla bir alim, üstat ve vatan evladı olduğunun altını çizen Çelik, Türkiye'nin değerlerinin korunmasında, ülkenin evrensel dünyada doğru değerlendirilmesinde çok büyük katkıda bulunduğunu dile getirdi.

Dün Fatih Camisi'nde çeşitli illerden gelen vatandaşların, alimlerin, tarihçilerin ve gençlerin Türkiye'nin değerlerine sahip çıkanlara Türkiye'nin nasıl sahip çıkacağını bir kere daha gösterdiğini belirten Çelik, Ortaylı'nın ailesine ve herkese başsağlığı diledi.

Kırım'dan ve Gelibolu'dan getirilen toprağın, Ortaylı'nın mezarına eklendiğini hatırlatan Çelik, "Üstüne son vazife olarak dualarla birlikte atılan toprak da onun ufkunun bir kere daha altının çizilmesi bakımından çok önemli oldu. Gerçekten çok üzgünüz. Cenab-ı Allah rahmet eylesin. Mekanı cennet olsun." dedi.

Çelik, hayatını kaybeden Sabah Gazetesi muhabiri Murat Keklikçi'ye de Allah'tan rahmet diledi, dünyanın çeşitli yerlerinde hakikati duyurmak için zor koşullarda çalışan basın mensuplarına saygılarını ve sevgilerini iletti.

"Esas olan, milleti millet yapan ruh ve değerlerdir"

Geçen hafta İstiklal Marşı'nın Kabulü ve Mehmet Akif Ersoy'u Anma Günü olduğunu anımsatan Çelik, Ersoy'u rahmetle andı.

Çelik, dünyanın içinde bulunduğu hale bakıldığında Türkiye'nin nasıl hareket edeceği üzerine çeşitli değerlendirmeler yapıldığına değinerek, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın dirayetli siyaseti önderliğinde dış politikadan ekonomiye, tüm alanlara kadar çeşitli senaryolar, dünyanın gidişatı üzerine çeşitli hazırlıkların olduğunun altını çizdi.

Esas olanın, milleti millet yapanın ruh ve değerler olduğunu aktaran Çelik, "Onun için aslında dünyanın zor zamanlarında, karşımıza çıkan zorluklara, meydan okumalara, hatta zaman zaman bize yönelen hadsiz tehditlere karşı en iyi vereceğimiz cevap, merhum Akif'in İstiklal Marşı'dır. Akif'in ortaya koyduğu ruh bize bütün değerlerimizi hatırlatıyor. O ruh sayesinde geleceğe yürüyoruz. Allah bir daha bu millete yeni bir İstiklal Marşı yazdırmasın. Bütün gayretimiz, çalışmamız hep bunun için olacak." diye konuştu.

"Dünya kuralsız bir düzene doğru gidiyor"

Dünyanın büyük bir savaş ortamından geçtiğini ve ciddi tehditlerle karşı karşıya olduğunun altını çizen Çelik, bütün bunlar içinde Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Gazi Mustafa Kemal Atatürk anısına verilen Atatürk Uluslararası Barış Ödülü'nü Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres'e takdim etmesinin çok anlamlı olduğunu söyledi.

Dünyanın, kuralsız bir düzene doğru gittiğini belirten Çelik, bütün bu kuralsızlığın içinde BM düzeninin doğrudan BM Güvenliği Konseyi üyesi ülkeler tarafından tahrip edildiğini, zemininin ve değerlerinin ortadan kaldırıldığını dile getirdi.

BM'nin kurala dayalı bir düzeni, adaletin ve barışın tesisi için uluslararası düzenin kurallara dayalı olarak işlemesini temsil ettiğini anımsatan Çelik, "Her tarafta savaş tamtamlarının çaldığı, canavarca birtakım işlerin konuşulduğu, bir sonraki dünyanın kimin gücü kime yeterse anlayışına doğru ilerletilmeye çalışıldığı bir dönemde, Cumhurbaşkanımızın BM Genel Sekreterine Atatürk Uluslararası Barış Ödülü'nü vermesi, Türkiye'nin kurallara ve değerlere dayalı uluslararası düzene bağlılığını, onu desteklediğini ve bunun öneminin altını çizdiğini gösteren çok önemli bir yaklaşım olmuştur." ifadelerini kullandı.

"Bu gidişin sonu iyi değil"

Bugün İran ile ilgili bütün olumsuz gelişmelere ek olarak, yeniden üst düzey yetkililere suikast yapıldığı haberlerinin geldiğini dile getiren Çelik, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Amerika'dan yapılan açıklamalara baktığımızda, Hürmüz Boğazı'nın kapatılması şeklinde İran'ın kendisinin savunmasına dönük bir senaryonun gündeme doğru düzgün alınmadığı, Hatta İran'ın uğradığı haksız ve hukuksuz bu saldırı karşısında yapacağı bazı şeylerin tahmin edilmediği şeklinde birtakım değerlendirmeler geliyor. Maalesef bunu geçmişte de gördük. Irak Savaşı'nda da yanlış istihbaratlar ve değerlendirmelerle çok büyük facialara yol açacak işler yapılmıştı. Sonradan ortaya çıktı ama çok büyük bedeller ödendi."

Uluslararası hukuk ve kurala dayalı düzen açısından, İran'ın tamamen "haksız, hukuksuz, hakkaniyetsiz ve gayrimeşru" bir saldırıyla karşı karşıya olduğunu söyleyen Çelik, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Orada rejimle ilgili, güvenlikle ilgili sorunlar olduğundan bahsediliyor, nükleer konudan bahsediliyor, füze sisteminden bahsediliyor. Bunların çözüleceği yer müzakere masasıydı. Tam müzakere masası kurulmuşken ve müzakereler devam ederken bunların yapılmış olması aslında barış iradesinin doğrudan hedef alındığı, müzakerelerin hedef alındığı bir tablonun ortaya çıkmasına yol açtı. Ondan sonrasında da şu anda kaosu toparlamak için yeniden müzakere masasının kurulması gerekirken, yeniden diplomasinin hayata geçirilmesi gerekirken maalesef yapılan şey daha çok ülkeden, daha çok savaş gemisi istemek, daha çok ülkeden, daha çok savaş uçağı istemekten ibaret oluyor."

Bu gidişin sonu iyi değil. Bu gidiş, bu işi başlatanların da kontrol edemeyeceği bir noktaya gelir. Bu işlere girerken bir karar verilir. Ama aynı şekilde çıkma kararı verildiğinde işin içinden çıkılmış olmaz. O yüzden hayatın her alanında temel ilkedir bir çıkış planınız yoksa hiçbir işe girmeyeceksiniz. Hele uluslararası toplumu böylesine sarsacak, Hürmüz Boğazı meselesinden bölge barışını tehdit edecek birtakım gelişmelere kadar sonuçlar doğuracak bir iş karşısında böylesine bir tablonun ortaya çıkması, kız çocuklarının okullarda iki kere bombalanarak vurulması bir felaket."

"İsrail'in yaptığı bütün saldırılar gayrimeşrudur"

Çelik, daha büyük felaketlerden birinin de "İsrail'in bir devlet olarak suikast yöntemlerine başvurması" olduğunu belirterek, "Devletleri terör örgütlerinden ayıran şey, kurallı hareket etmeleridir. Devletler devlet gibi hareket etmelidir." dedi.

Birtakım saldırılar yapıldığında bunların meşru ve gayrımeşru temelleri olabileceğine değinen Çelik, şunları kaydetti:

"Meşru temeli, BM Güvenlik Konseyi kararı olursa ya da bir ülke saldırıya uğrarsa meşru müdafaa hakkını kullanır. Ama İsrail'in yaptığı bütün saldırılar gayrimeşrudur. Haksızdır, hukuksuzdur, hakkaniyetsizdir ve vahşidir. Şimdi bir de buna hedef aldığı ülkeye dönük olarak suikastler gerçekleşmesi; devlet nedir, örgüt nedir? devletin örgütten farkı nedir? Biz yakın zamana kadar bir takım terör örgütlerinin ellerine başka imkanlar vererek terör devletçiği gibi hareket etmesinin dünyanın başına bela olacağını, buna müsaade edilmemesi gerektiğini söylüyorduk. Ama bilinen devlet organizasyonu bir terör örgütü gibi hareket etmeye başlarsa, devlet ve örgüt arasındaki alan muğlaklaşırsa bu suikastlar vasıtasıyla, maalesef dünyada çok kötü işlerin kapısı açılmış olur."

Çelik, bu nedenle bir an evvel savaşın durması gerektiğinin altını çizerek, müzakere masasının kurulması ve bu masa temelinde bütün sorunların çözüleceği iradeyi dünyanın koyması gerektiğini ifade etti.

"Bir ülkeyi rejimini sevmiyorum diye bombalamak çok kötü işlerin kapısını açar"

"Daha çok savaş gemisini oraya yığmak, Hürmüz Boğazı'na getirmek Hürmüz Boğazı'nın güvenliğini sağlamayacak." ifadesini kullanan Çelik, şu değerlendirmelerde bulundu:"

"Hark Adası'nı bombalayarak oradaki tesisleri yok etmek, herhangi bir şekilde rejim değişikliği için bunu yapmaya çalışmak, bunu isteyenlerin bu gayrimeşru sonuçları almasını sağlamayacak. Yani bir ülkeyi rejimini sevmiyorum diye bombalamak çok kötü işlerin kapısını açar dünyanın her tarafında ve bu dünyada hiç kimse için iyi olmaz. Artık ulusal barışla bölgesel barış, bölgesel barışla küresel barış arasında mesafe kalmamıştır dünyada. Bunlar iç içe geçmiştir. Birini temin etmek için diğerlerinde de varlık göstermeniz, diğerlerinin de algoritmasını yönetmeniz, diğerleri içinde denklem kurmanız gerekiyor. Bütün bunlar bir arada olmadığı zaman birbirinden ayrı olarak yaşayamıyorsunuz. Onun için bu suikastler yöntemiyle İsrail'in dayatmaya çalıştığı düzen, ortaya koyduğu dayatma herkes için felaket getirecek bir şeydir."

(Sürecek)

Kaynak :
haberler.com

YORUMLAR

Maksimum karakter sayısına ulaştınız.

Kalan karakter: