AK Parti Sözcüsü Çelik, MYK toplantısına ilişkin açıklamalarda bulundu Açıklaması
"Aslında Gazze'de ikinci aşamaya geçilmesi gerekirdi. Ama İsrail ilk aşamadaki yükümlülüklerin hiçbirini yerine getirmiyor ve ilk aşamayı da tahrip etmek için elinden geleni yapıyor" - "Ülkemizin herhangi bir yerde kurulacak barış masası için en güvenilir liman olması net bir şekilde kendisini tüm dünyanın gözü önünde gösteriyor. Bu zamanlar insanlık ittifakı adına doğru ittifaklar kurmanın, doğru ilkeleri çalıştırmanın, kurala dayalı uluslararası düzeni daha çalışır hale getirmenin zamanlarıdır" - "Fransa'nın, ABD'nin ve İsrail'in İran'a saldırısı karşısında daha net konuşması gerekir. Karadeniz'deki tabloyu iyi değerlendirmesi gerekir. Ama bunun yerine ne zaman bir tartışma çıksa Rum kesiminin etrafında bir bayrak göstermekten, gemi göndermekten bahsediyor"
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik, "Aslında Gazze'de ikinci aşamaya geçilmesi gerekirdi. Ama İsrail ilk aşamadaki yükümlülüklerin hiçbirini yerine getirmiyor ve ilk aşamayı da tahrip etmek için elinden geleni yapıyor." dedi.
Çelik, parti genel merkezinde Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında gerçekleştirilen Merkez Yürütme Kurulu (MYK) toplantısına ilişkin açıklamalarda bulundu.
Gündemdeki konular arasında asla unutulmaması gerekenin Gazze olduğunu söyleyen Çelik, İsrail'in Lübnan'a ve İran'a saldırarak, başka yerlerde kriz çıkararak Gazze'yi de unutturmaya çalıştığını belirtti.
İsrail'in Lübnan'a saldırısının yakından takip edilmesi gerektiğine işaret eden Çelik, Litani Nehri'ne kadar olan bölgede bir milyondan fazla kişinin yerinden edildiğini, bölgenin hem kara hem de hava harekatlarıyla İsrail tarafından işgal edildiğini dile getirdi.
Çelik, İsrail'in işgalciliğini sürdürdüğünün altını çizerek, "Lübnan'ın insanlarını öldürdüğü gibi tarihi değerlerini de tahrip ediyor. ve savaşın daha da büyümesi için her türlü kışkırtıcılığı yapıyor. Burada insani felaket giderek büyüyor. Ateşkes çağrılarına rağmen, bir masa zeminine rağmen İsrail hiç bunları dinlemeden saldırganlığını aynen devam ettiriyor. Onun için Lübnan konusunda uluslararası toplumun yine yüksek bir hassasiyet ortaya koyması gerekiyor." diye konuştu.
"İkinci aşamaya geçilmesini engelleyen güç şu anda İsrail'dir"
Gazze'deki durumu yakından takip ettiklerini vurgulayan Çelik, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Aslında Gazze'de ikinci aşamaya geçilmesi gerekirdi. Ama İsrail ilk aşamadaki yükümlülüklerin hiçbirini yerine getirmiyor ve ilk aşamayı da tahrip etmek için elinden geleni yapıyor. Bu çerçevede tek taraflı birtakım dayatmalarda ve şartlarda bulunuyor. İsrail'in Gazze'de suikastlere, kadın ve çocuk dahil insan öldürmeye bir son vermesi lazım. Bu ilk aşamanın, en azından var olması için gereken en temel insani zemin. Yine ilk aşama için mutabık kalınmış olan yardımların Gazze'ye tam olarak ulaşması, refah kapısının açılması gibi ilkelerin yerine gelmesi lazım. Ama İsrail bunlardan da uzak duruyor. O yüzden ikinci aşamaya geçilmesini engelleyen güç şu anda İsrail'dir.
Yine Batı Şeria'ya saldırmaya devam ediyor ve Batı Şeria'yı Gazzeleştirmek için yoğun bir çaba sarf ediyor. Bunun da muhakkak surette önlenmesi gerekiyor. Tüm bu çerçeve içerisinde bakıldığı zaman dış politika gündeminde Sayın Cumhurbaşkanımızın mesaisi en yoğun şekilde, barışın sağlanması ve diplomasi masalarının güçlendirilmesi ekseninde devam etmektedir. Bütün bunları değerlendiriyoruz, takip ediyoruz. Ülkemizin herhangi bir yerde kurulacak barış masası için en güvenilir liman olması net bir şekilde kendisini tüm dünyanın gözü önünde gösteriyor. Bu zamanlar insanlık ittifakı adına doğru ittifaklar kurmanın, doğru ilkeleri çalıştırmanın, kurala dayalı uluslararası düzeni daha çalışır hale getirmenin zamanlarıdır. Bunun zıddına hareket edenler ya da bunun dışında hareket edenler daha büyük sıkıntılarla kendi kendilerini karşı karşıya bırakacaklardır."
"Bu doğru bir tavır değil"
Açıklamalarının ardından bir gazetecinin Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'un Yunanistan ziyareti ve Türkiye karşıtı açıklamalarının nasıl değerlendirildiğini sorması üzerine Çelik, Fransa'nın açıklamalarını yakından takip ettiklerini belirtti.
Açıklamaların rasyonel bir zemine oturmadığının altını çizen Çelik, şu değerlendirmelerde bulundu:
"Fransa ile NATO içerisinde müttefiklik ilişkimiz varken, ima yollu olsa bile başka NATO müttefikleriyle ittifak kurduğunu ifade ederken, Türkiye'yi karşısına alan söylemler üretmesi son derece yanlıştır. Yine unutmamak gerekir ki çok yakın zamanda Sayın Macron, 'NATO'nun beyin ölümü gerçekleşti.' demişti. Daha sonra bu görüşünden geri adım attı. Bugün aslında Fransa'nın Türkiye'ye karşı birtakım aşırı söylemler kullanmada gereksiz bir cömertlik ve cüretkarlık içerisinde olduğunu görüyoruz. Bu doğru bir tavır değil. Fransa'nın Akdeniz'deki istikrarsızlıkla ilgilenmesi gerekir. Rusya-Ukrayna arasındaki savaşın bir an evvel sona erdirilmesiyle ilgilenmesi gerekir.
Suriye'de birtakım farklı grupları desteklemek yerine Suriye'nin istikrarına katkı sağlayacak bir siyasi teşvik içerisinde olması gerekir. Fransa'nın, ABD'nin ve İsrail'in İran'a saldırısı karşısında daha net konuşması gerekir. Karadeniz'deki tabloyu iyi değerlendirmesi gerekir. Ama bunun yerine ne zaman bir tartışma çıksa Rum kesiminin etrafında bir bayrak göstermekten, gemi göndermekten bahsediyor. Yunanistan ile ittifak kurmaktan bahsediyor. Burada şunu sormak gerekir. Bu tip tavırların Fransa'ya ne faydası var? Bu tip tavırların Yunanistan'a ne faydası var? Bu tip tavırların Akdeniz'in güvenliğine ne faydası var? Bu tip tavırların NATO müttefikliğine ne katkısı var? Bütün bu soruların cevabı olumsuzdur."
"Rum kesiminin İsrail'le kurduğu ittifak utanç verici bir ittifaktır"
Çelik, günün sonunda herkesin gittiğine, Yunanistan ile Türkiye'nin baş başa kaldığına dikkati çekti.
"Yunanistan'ın Türkiye ile sorunlarını masada çözme imkanı varken, sürekli olarak İsrail'den, başkalarına kadar bir takım ittifaklar peşinde koşup, Türkiye karşıtlığı söylemini sürekli yükseltip, bundan elde edeceği nedir?" diye soran Çelik, "Biz Yunanistan'a 'üçüncü ülkeler, taraflar araya girmesin, Türkiye ve Yunanistan berrak, net, müzakereler yoluyla kendi sorunlarını çözebilecek kapasiteyi üretsin.' diyoruz. Ama onun yerine sürekli olarak bu tip yan yollara başvuruyorlar. Otobandan ayrılmamak lazım. Otobandan ayrılındığı zaman çoğu kez şarampole düşüldüğü görülmüştür. Tekrar aynı hatayı yapmaya gerek yok. Tabii Rum kesiminin İsrail'le kurduğu ittifak utanç verici bir ittifaktır. Bu kadar katliam gerçekleştirmiş bir siyonist şebekeyle yan yana durmak onların kendilerinin bileceği bir iştir. Ama bugün uluslararası sorunlarda Türkiye ile ilişkilerde yanlış yerde durdukları gibi, uluslararası sorunlarda da tarihin doğru tarafında durmuyorlar." ifadelerini kullandı.
Fransa'nın Sahel bölgesinden Akdeniz'e kadar olan tüm bu bölgede değerlendirmelerinin ve attığı adımların ne kadar yanlış olduğunun son birkaç yıldır üst üste görüldüğünü dile getiren Çelik, Fransa'nın bunlardan vazgeçmesinde, Türkiye ile olan müttefiklik ilişkisini gerçekçi bir zeminde ve doğru bir yaklaşımla ele almasının herkesin faydasına olduğunu vurguladı.
Bir köşe yazarının eski CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu için "kılıç artığı" ifadesini kullanması ve toplumda bazı kesimlerin tepkisine neden olan duruma ilişkin yaklaşımlarının sorulması üzerine Çelik, şu yanıtı verdi:
"CHP ya da başka parti, bazı köşe yazarları, bu tartışmalar bizi ilgilendiren tartışmalar değil. Ama kullanılan o ifade bütün Alevi canlarımızı, Alevi vatandaşlarımızı inciten bir ifadedir. Alevi vatandaşlarımızı ve Alevi canlarımızı inciten ifadeden biz de inciniriz. Bunu kendimize yapılmış sayarız. O ifade bir nefret söylemidir. O ifade doğrudan bir nefret söylemi olarak kodlanmalıdır ve tümüyle kategorik olarak reddedilmelidir. Alevi kardeşlerimize, vatandaşlarımıza, canlarımıza dönük bu şekilde çirkin ifadeler kullanılmasını en güçlü şekilde lanetliyoruz ve reddediyoruz. Bunu kendimize yapılmış sayıyoruz. Esasında bu nefret söylemlerinin hem ahlaki olarak mahkum edilmesi lazım hem de bunlarla ilgili hassasiyetler konusunda daha güçlü sesler çıkarmak lazım. Dolayısıyla Alevi canlarımıza, Alevi vatandaşlarımıza dönük bu çirkin ifadeleri insanlığımıza yapılmış bir çirkinlik olarak görüyoruz."
(Bitti)