Merkez Platform

Dervişoğlu, İYİ Parti TBMM Grup Toplantısı'nda konuştu Açıklaması

"Tom Barrack'ın ve akıldanelerinin istediği istikrarsızlıktır. Tavsiye ettikleri şey istikrar değil, itaat düzenidir"

29 Nis 2026 - 15:02 YAYINLANMA
Dervişoğlu, İYİ Parti TBMM Grup Toplantısı'nda konuştu Açıklaması

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, "Tom Barrack'ın ve akıldanelerinin istediği istikrarsızlıktır. Tavsiye ettikleri şey istikrar değil, itaat düzenidir." dedi.

Dervişoğlu, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmada Türkiye'nin şeklen değil, özüyle bir hukuk devleti olduğunu ama gelinen noktada ülkede adalet ve hukuk düzeninde bozulma bulunduğunu iddia etti.

Ülkede, hukuk ve adaletin tesisi için harekete geçmenin zamanının geldiğini dile getiren Dervişoğlu, bu hedef doğrultusunda Ankara'da bir hukuk çalıştayı düzenleyeceklerini bildirdi.

Hükümetin politikalarını eleştiren Dervişoğlu, "2026 yılı bütçesinin devasa bir kara deliğe dönüştüğünü, bu yıl faize ödenecek tutarın yaklaşık 2,74 trilyon liraya ulaşacağını" söyledi.

Bu rakamın Cumhuriyet tarihinin en yüksek faiz yükü olduğunu dile getiren Dervişoğlu, "Bu borcun muhatabı milletimizdir. Milletimiz bu bedeli her alışverişinde her faturasında, aldıklarıyla ve alamadıklarıyla ödüyor. Ekmeğimiz, aşımız faiz lobilerinin sofrasına meze ediliyor. Yükü omuzlayan, vergiyi ödeyen, akdin gereğini yerine getiren biziz. Buna rağmen el muamelesi, köle muamelesi, müstemleke muamelesi gören yine biziz. Şimdi sözde yeni programa göre dev şirketlerin kurumlar vergisi yüzde 9'a düşürülüyor. Vergi gelirleri düşünce dönüp yine bizim cebimize el uzatacaklar. KDV'ye, ÖTV'ye, cezalara ve harçlara sarılacaklar. Yani, alın terimizden, emeğimizden, ekmeğimizden koparacaklar." değerlendirmesinde bulundu.

Dervişoğlu, "çalışan yoksulluğu" diye bir kavramın hayata girdiğini, çalışanın maaşının daha cebine girmeden yok olup gittiğini, emekçinin sefaletle boğuşup onurunu korumaya çalıştığını savundu.

Bu düzenin böyle devam etmesinin mümkün olmadığını belirten Dervişoğlu, "Başta sendikalar olmak üzere tüm paydaşları bir masa etrafında toplayın. Asgari ücretin enflasyonun makul seviyelere indiği ana kadar yılda iki kez güncellenmesini, yandaş teşviklerinin değil, bölgesel istihdam teşviklerinin yeni şartlara göre düzenlenmesini önceleyin. Ücretlerde vergi dilimi düzenlemesi, kayıt dışı ve güvencesiz istihdamla mücadele gibi başlıklarda emeğin geleceğini planlayın." diye konuştu.

Şanlıurfa ve Kahramanmaraş'taki okul saldırılarını anımsatan Dervişoğlu, okullarda, evlerde ve sokaklarda sessiz bir yıkımın yaşandığını, bu durumun çocukların geleceğini sarsan bir çöküş olduğunu savundu.

Yaşanan acı olaylar karşısında okulların adeta birer kaleye dönüştürülmeye çalışıldığını ileri süren Dervişoğlu, şöyle konuştu.

"Betonu toprağa, rantı ise insana tercih etmenin bedeli, çocuklarımızın sağlığı ve güvenliği üzerinden ödenmektedir. Ekonomik buhran evvela mideleri boş bırakmakta ardından çocukluk masumiyetini çalmaktadır. Maddi imkansızlık yüzünden sosyalleşemeyen, spora gidemeyen veya bir kursa yazılamayan yavrularımız dört duvar arasına mahkum edilmektedir.

Sokaktan ve akran etkileşiminden kopan zihinleri ekranlar gasbetmektedir. Sanal dünya derin yoksulluğun en ucuz uyuşturucusuna dönüşmüştür. Mideler boşken, zihinler ekranların karanlık dehlizlerinde kaybolurken, okullardaki o demir kapılar kimseyi korumaya yetmeyecektir."

"ABD bilsin ki gittikleri yol yanlıştır"

ABD'nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack'ın açıklamalarına tepki gösteren Dervişoğlu, Barrack'ın "züccaciye dükkanına tayin edilmiş arsız bir fil olarak" görevini yaptığını belirtti.

Barrack'ın sınırlarını umursamayarak patronunun niyetlerini açık ettiğini dile getiren Dervişoğlu, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Öncelikle bu sefile, pardon bu sefire şunu hatırlatmak isterim; Orta Doğu'da çalışmayan demokrasi değil 2003 senesindeki ABD işgali sonrası kurulan ucube siyasal yapı olmuştur. ABD yönetimi, Saddam rejimini yıkmakla kalmamış, bütün Irak bürokrasisini de suçlu ilan ederek Irak devletinin çökmesine zemin hazırlamıştır. Böylece ülke iç savaşa sürüklenmiş ve IŞİD gibi örgütlere alan açılmıştır. Yani ortada demokrasinin başarısızlığı değil bir grup düşük zekalı veya kötü niyetli Amerikalı siyasetçinin mahvettiği bir ülke vardır. Bu yıkımın sorumlusu demokrasi değil, bizzat demokrasi yoksunluğudur. Barrack'ın övdüğü şeyin müşfik monarşiler mi yoksa komprador şirketler mi olduğu ise tartışmaya açıktır."

Dervişoğlu, son İran savaşının bir ülkenin alışveriş merkezlerinden, lüks otellerden ya da konut projelerinden ibaret olmadığını gösterdiğini, ülkeleri ayakta tutan unsurun ulusal bilince sahip yurttaşlar olduğunu vurguladı.

Körfez ülkelerindeki monarşi rejimlerini eleştiren Dervişoğlu, bu ülkelerin bir ailenin özel mülkünü andıran, holding mantığıyla yönetilen siyasi yapılar olduğunu belirtti.

Dervişoğlu, şöyle konuştu:

"Kapsamlı ve kalıcı bir Orta Doğu barışı için bu devletleri model olarak göstermek, neresinden bakarsanız bakın uluslararası siyaseti ve Orta Doğu sosyolojisini bilmemek ve doğru okumamak demektir. İster Körfez monarşileri olsun, ister ismi cumhuriyet olan ama hanedana dönmüş rejimler olsun, bunların hiçbiri Orta Doğu'ya istikrar getirmemiştir ve getirmeyecektir. Zaten Tom Barrack'ın ve akıldanelerinin istediği istikrarsızlıktır. Tavsiye ettikleri şey istikrar değil, itaat düzenidir. Önerdikleri şey barış değil, hanedan aklıdır.

ABD bilsin ki gittikleri yol yanlıştır. Radikal ve popülist bir lideri İsrail'de desteklemeleri yanlıştır. Türkiye'de, cumhuriyetin kazanımlarını bir monarşi idaresi için feda edilebilir görmeleri yanlıştır. Kırılgan Körfez monarşilerine Orta Doğu barışını emanet etmeleri yanlıştır. Bugün, Orta Doğu için geliştirilen ekonomi temelli her türlü kuşak, yol, enerji projeleri keyfi tek adam rejimleriyle değil, iç hukuku oturmuş, parlamentosu güçlü, dış politikada ölçülü ve tutarlı davranan ülkelerle gerçekleşebilir."

Kaynak :
haberler.com

YORUMLAR

Maksimum karakter sayısına ulaştınız.

Kalan karakter: