Merkez Platform

Irakta yeni denge: Ali elZeydi Irakı hangi yöne taşıyacak?

Ali el-Zeydi’nin başbakanlık için öne çıkan isimlerden biri haline gelmesi, Bağdat’ın İran ile ABD arasında kurmaya çalıştığı hassas çizgiyi yeniden gündeme getiriyor. Irak’ta süreç, bir isimden çok daha geniş bir denge arayışın parçası olarak şekilleniyor.

06 May 2026 - 00:01 YAYINLANMA
Irakta yeni denge: Ali elZeydi Irakı hangi yöne taşıyacak?

Irak’ta hükümet kurma süreci bir kez daha tıkandığında, gözler klasik siyasi figürlere çevrilmişti. Ancak bu kez süreç, beklenmedik bir isim etrafında şekillendi. Şii siyasi blokların oluşturduğu ve Irak siyasetinde en güçlü yapılardan biri olan Koordinasyon Çerçevesi (Şii partiler ve İran’a yakın grupların oluşturduğu geniş ittifak), sürpriz bir kararla Ali el-Zeydi üzerinde uzlaştı.

Bağdat kulislerine yansıyan bir detay, sürecin nasıl şekillendiğini net biçimde ortaya koyuyor. Koordinasyon Çerçevesi içinde yapılan kapalı toplantılarda eski Başbakan Nuri el-Maliki ismi hâlâ güçlü şekilde masadaydı. Ancak görüşmelere yakın kaynaklara göre, “uluslararası kabul” meselesi gündeme geldiğinde toplantının yönü değişti. Aynı kaynaklar, bazı isimlerin açık şekilde “Bu isimle gidersek hükümet kurulur ama sürdürülemez” uyarısı yaptığını aktarıyor. Bu noktadan sonra tartışma isimden çok, “kriz çıkarmayacak aday” arayışına dönüştü.

Zeydi tercihi, Bağdat’ın yön arayışının yeniden tanımlanması anlamına geliyor. Çünkü Irak’ta hükümet kurmak, yalnızca iç dengelerle değil, aynı zamanda İran ve ABD gibi dış aktörlerin kırmızı çizgileriyle de doğrudan bağlantılı.

Bu yüzden Zeydi’nin ortaya çıkışı, Irak’ta “kim başbakan olacak?” sorusundan çok daha büyük bir soruyu gündeme taşıyor:

Bağdat, İran ile ABD arasında nasıl bir denge kuracak?

Bir uzlaşı figürü: Ali el-Zeydi ve Koordinasyon Çerçevesi’nin tercihi

Ali el-Zeydi’nin ismi Irak kamuoyunda güçlü bir siyasi geçmişten değil, daha çok ekonomi ve finans dünyasından biliniyor. Bankacılık alanındaki görevleri ve iş dünyası bağlantıları nedeniyle Arap medyasında sıkça “teknokrat” olarak tanımlanıyor.

Bu detay önemli. Çünkü Irak’ta uzun süredir başbakanlık koltuğu, ya güçlü siyasi liderler ya da milis bağlantıları olan figürler üzerinden şekilleniyordu. Zeydi ise bu kalıpların dışında.

Onu öne çıkaran şey tam da bu: Taraflar için tehdit oluşturmayan, üzerinde uzlaşılabilecek bir profil olması.

Koordinasyon Çerçevesi’nin yapısı da bunu açıklıyor. Bu blok, eski başbakanlar, milis bağlantılı gruplar ve farklı Şii siyasi hareketlerden oluşan, ancak kendi içinde oldukça parçalı bir yapı. Bu nedenle güçlü bir lider üzerinde uzlaşmak çoğu zaman mümkün olmuyor.

İşte bu noktada Zeydi gibi daha “nötr” bir isim devreye giriyor. Yani bu adaylık, bir gücün yükselişinden çok, diğer güçlerin birbirini dengelemesi sonucu ortaya çıkan bir formül.

Maliki vetosu ve ABD’nin Bağdat üzerindeki etkisi

Sürecin yönünü değiştiren asıl gelişme ise eski başbakan Nuri el-Maliki’nin yeniden sahneye çıkma ihtimali oldu. Nuri el-Maliki, Irak siyasetinin en kritik figürlerinden biri. 2006-2014 yılları arasında başbakanlık yaptı ve özellikle güvenlik politikaları, Şii ağırlıklı yönetim tarzı ve İran’a yakın duruşuyla biliniyor. Irak’ta güçlü bir siyasi tabanı var, ancak aynı zamanda oldukça tartışmalı bir isim.

Koordinasyon Çerçevesi içinde Maliki’nin yeniden aday olması ciddi şekilde gündeme geldi. Fakat bu noktada ABD devreye girdi.

"Delice politikaları ve ideolojileri nedeniyle, eğer (Nuri el-Maliki) seçilirse ABD artık Irak'a yardım etmeyecek ve biz orada olmazsak Irak'ın başarı, refah veya özgürlük için hiçbir şansı olmayacak. Irak'ı yeniden harika (bir ülke) yapın."ABD Başkanı Donald Trump

Washington’un Maliki’ye karşı mesafesi uzun süredir biliniyordu. Ancak bu süreçte bu mesafe ilk kez bu kadar net bir “veto” etkisi yarattı. Irak kulislerine göre ABD, Maliki’nin başbakanlığı halinde siyasi ve ekonomik baskı araçlarını kullanabileceğini açık şekilde hissettirdi.

Bu gelişme dengeleri değiştirdi.

Maliki gibi güçlü ama tartışmalı bir isim yerine, daha “kabul edilebilir” bir figür arayışı başladı. Ve bu arayışın sonunda Zeydi ismi öne çıktı.

Bu noktada kritik gerçek şu: Irak’ta başbakanlık sadece Bağdat’ta belirlenmiyor. Washington’un onayı ya da en azından itiraz etmemesi hâlâ belirleyici.

Bağdat ince ayar peşinde

Son dönemde İran ile ABD arasında yaşanan savaş ve bölgede süren gerilim, Irak’ı doğrudan etkileyen bir faktör haline geldi. İran’a yakın silahlı grupların ABD hedeflerine yönelmesi, Washington’un Bağdat üzerindeki baskısını artırdı.

Irak yönetimi bu süreçte iki ateş arasında kaldı: Bir yanda İran’a yakın grupların sahadaki etkisi, diğer yanda ABD’nin güvenlik ve istikrar talepleri.

Zeydi tercihi tam da bu sıkışmışlığın ürünü.

Çünkü Zeydi, ideolojik bir figür değil. Ne İran’a açık bir yakınlığıyla biliniyor ne de ABD karşıtı sert bir söylemi var. Bu da onu, iki taraf arasında daha düşük gerilimle hareket edebilecek bir aday haline getiriyor.

Ancak bu bir yön değişimi değil.

Irak’ta İran etkisi hâlâ güçlü. Şii siyasi bloklar sistemin merkezinde ve İran’a yakın aktörler belirleyici olmaya devam ediyor. Fakat artık bu etkinin, ABD’nin baskısını dikkate alarak daha dikkatli yönetilmeye çalışıldığı görülüyor.

Bu yüzden ortaya çıkan tabloyu en net şöyle okumak mümkün:

Irak’ta yeni dönem, İran etkisinin sona erdiğine işaret etmiyor. Aksine ABD baskısıyla daha hassas bir denge kurulmaya çalışıldığını gösteriyor.

Kaynak :
trthaber.com

YORUMLAR

Maksimum karakter sayısına ulaştınız.

Kalan karakter: