İtfaiye Daire Başkanı Kırmızı: Anız yakmak toprağın geleceğini yok etmektir
Şanlıurfa Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Daire Başkanı Halil Kırmızı, anız yakımının toprağın verimliliğini düşürdüğünü, çevreye zarar verdiğini ve yasal yaptırımlara neden olabileceğini ifade etti.
Şanlıurfa Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Daire Başkanı Halil Kırmızı, hasat döneminde artış gösteren anız yangınlarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Kırmızı, 2026 yılının bol ve bereketli yağışlarla geçmesi nedeniyle ekin yoğunluğunun arttığını, bunun da yangın ihbarlarında önemli bir artışa yol açtığını söyledi.
Kurak geçen yıllarda ihbar sayılarının daha düşük seviyelerde kaldığını belirten Kırmızı, bu yıl ise günlük anız, ekin ve ot yangını ihbarlarının 100'ü aştığını, itfaiye ekiplerinin gün boyunca aralıksız görev yaptığını ifade etti.
Şanlıurfa'nın sulama imkânlarının yaygın olduğu bir tarım kenti olduğuna dikkat çeken Kırmızı, bazı üreticilerin ikinci ürün ekimine zaman kazanmak amacıyla bilinçli şekilde anız yaktığını ancak bu yöntemin toprağın yapısına ciddi zarar verdiğini dile getirdi.
Anız yangınlarının toprağın üst tabakasını tahrip ettiğini, faydalı mikroorganizmaları yok ettiğini ve uzun vadede verim kaybına neden olduğunu vurgulayan Kırmızı, çevresel dengenin de bu durumdan olumsuz etkilendiğini kaydetti.
Önceliklerinin her zaman can güvenliği olduğunu dile getiren Kırmızı, mesken, iş yeri, yurt ve benzeri alanlarda çıkan yangınlara öncelikli olarak müdahale edildiğini aktardı.
Çiftçilere de çağrıda bulunan Kırmızı, toprağın korunmasının gelecek nesiller açısından büyük önem taşıdığını vurgulayarak, bilinçli anız yakımından kaçınılması, alternatif tarım yöntemlerinin tercih edilmesi ve ilgili kurumlardan teknik destek alınması gerektiğini kaydetti.
Bilinçli olarak anız yakmanın hem çevreye zarar verdiğini hem de yasal olarak yasak olduğunu hatırlatan Kırmızı, daha verimli topraklar ve daha temiz bir çevre için herkesin sorumluluk alması gerektiğini belirtti.
“Günlük olarak bize gelen ihbarlar 100'ü geçiyor”
Son 3 yıl içerisinde alınan ihbarlar ve yapılan çalışmalar hakkında bilgi veren Kırmızı “2025 yılında biliyorsunuz ki kurak bir mevsim yaşadık. Kurak bir mevsim yaşadığımız için bizi çok zorlamadı. Fakat 2024 yılında bu yılki gibi zorlu bir yıl geçti. 2024 yılında yaklaşık 1800'ün üzerinde anız ihbarı bizlere ulaştı. Geçen sene 600 civarında ihbar aldık. 2026 yılının bol ve bereketli bir yağış yılı olması dolayısıyla ekinlerin bol ve bereketli olmasından dolayı yoğun bir süreç yaşıyoruz. Günlük olarak bize gelen ihbarlar 100'ü geçiyor. Araçlarımız neredeyse kontak kapatmıyor. Anız, ekin ve ot yangınlarıyla ilgili arkadaşlarımız gerekli müdahaleleri imkânlar dâhilinde gayretle yapmaya çalışıyorlar.” şeklinde konuştu.
“Anız yakımı çevrenin dengesini bozuyor”
Anız yakmanın topraktaki verimliliği ve mikro organizmaları yok ettiğini belirten Kırmızı “Biliyorsunuz, Şanlıurfa aynı zamanda sulama bölgesi, GAP'ın incisidir. Atatürk Barajı'ndan sulama ile ilgili bir kısmı sulu ekim yapıyor vatandaşlarımız. İki ürün ekebilmek için bir an önce o anızı temizleyip ikinci bir ürün ekimi için tarlayı hazırlama çabasına giriyor. Böyle bir çalışma olunca çiftçi hem kendi açısından hem de zamandan kazanmak için hem de bir an önce ikinci ürünü ekebilmek için maalesef bizim tavsiye etmediğimiz bilinçli bir anız yakımı oluyor. Biz bu duruma gerçekten üzülüyoruz. Neden üzülüyoruz? Çünkü hem toprağın verimliliği gidiyor hem de toprağın üst kısmı kül olup yanıyor, içerisindeki mikroorganizmalar yok oluyor. Bundan dolayı çevrenin dengesi bozuluyor, hem de tarlaya zararı oluyor. Bir dahaki sene ekin ekildiği zaman verim de düşüyor. Bundan dolayı biz vatandaşlarımızın ve çiftçilerimizin bu konuda bilinçli olarak yapmaları taraftarı değiliz. Bu, yasal anlamda da hem valiliğimiz hem de diğer paydaş kurumlarımız ile koordine sağlanarak önüne geçilmeye çalışılan bir durumdur. Tabii ki bizim de çalışmalarımız devam ediyor. Sezon başlamadan önlem ve tedbir ile ilgili çalışmalarımıza başlıyoruz. Anız, teknik anlamda çözümü olan bir şeydir. Yakmadan da ekim yapılabilir. Biraz masraflı olacak, tabii ki bir şekilde yapılabilecek bir şeydir. Fakat vatandaşlarımız az önce bahsettiğim gibi hem zamandan hem de maliyetten kazanmak için maalesef böyle bir yola başvuruyor.” ifadelerini kullandı.
“Farklı ihbarları da düşünmek zorundayız”
Yangın esnasında yaşanılan sıkıntılar ve sorunları anlatan Kırmızı “Genelde insanlarımız bu işin idrakında ve bilincinde oluyorlar. Tabii bizlere teşekkür eden, yardımcı olan vatandaşlarımız da çok. Tabii bir anlık can ve mal güvenliğinden dolayı, bir anlık kızgınlık hâliyle bir tepki gösteriyor. Çalışma arkadaşlarımızın çoğu buna alışık zaten. Tabii insanlar istiyorlar ki bir yangın çıktığında bir anda söndürülsün. Fakat bunun bir süreci var. Uzaklık, mesafe, aracın başka yerlerde çalışması gibi durumlar oluyor. Sadece bir noktaya odaklanamıyoruz. Birkaç yerde aynı anda yangın çıkabiliyor. Bundan dolayı insanlarımız istiyor ki bir anda yangın çıkan yere bütün ekiplerimizi seferber edelim. Tabii bu mümkün değil. Farklı yerlerde oluşabilecek yangın ve ihbarları da düşünmek zorundayız. Tabii ki bizim buradaki önceliğimiz can ve mal güvenliği. Tabii ki önce can güvenliği, daha sonra mal güvenliği. Bir mesken, iş yeri veya otel ve yurt yangınları gibi yangınlar bizim önceliğimizdir. İlk önce can diyoruz. Tabii ilk başlarda bazı vatandaşlarımızın kızgınlığı oluyor. Tabii daha sonradan gelip özür dileyip helallik istiyorlar. Bununla beraber bizim paydaş kurumlarımızın da bize desteği önemli. Yangın elektrikten de çıkmış olabilir, o elektriğin bir an önce kesilmesi gerekiyor. Bu tür zorlukları yaşıyoruz. Örneğin güvenlik güçlerimiz bizim olmazsa olmazımız. Özellikle kırsal bölgede jandarmalar bize destek çıkmazsa kırsal bölgelerdeki vatandaşın hareketliliğini biz bastıramıyoruz. Zaman zaman gecikmeler oluyor tabii ki ama biz bunu birlikte çalışarak bertaraf etmeye çalışıyoruz. Tabii olayın vermiş olduğu bir anlık öfke ile arkadaşlarımız da birkaç olumsuz şeyden etkileniyor. Tabii ki daha sonradan tatlıya bağlanıyor.” diye konuştu.
“Kırsal bölgelerde muhtarlarımıza çok iş düşüyor”
Genel anlamda kolluk kuvvetlerinin desteğini alınca daha rahat çalışabildiklerini söyleyen Kırmızı “Bizim eğitim birimimiz kırsal okullara ve taşımalı okullara gidip gerekli eğitimleri veriyor. Tabii bu tür eğitimlere gidilirken muhtarlarla danışılıp onlarla beraber eğitimlere gidiliyor. Bununla beraber özellikle ara istasyonlarda muhtarlarımızın konuşlandırma anlamında, barınma anlamında diyalog hâlindeyiz. Eğitim birimlerimiz muhtarlarımıza mesaj atarak gerekli bilgilendirmeleri yapıyor, anızla ilgili bir tebliğde bulunuyor. Vatandaşlarımıza bu şekilde ulaşmaya çalışıyoruz. Aslında kırsal bölgelerde bizi en çok anlayanlar muhtarlarımız oluyor ve o alanda etkin oluyorlar. Kırsal bölgelerde muhtarların sözü geçiyor ve her zaman sağ olsunlar bizi koruyan, kollayan kesim oluyorlar. Tabii bizler de onlara gidiyoruz. Bir uğraş, bir çaba oluyor. Tabii ki eksikliklerimiz olabilir ama bir uğraş ve çaba içerisindeyiz bu tür konularda. Tabii ki caydırıcılık çok önemli. Bu konuda iş kolluk kuvvetlerimize düşüyor. Sayın Valimiz de bu konuda çok hassas davranıyor, talimatları da o şekilde. Bununla alakalı sık sık toplantı da yapıyoruz. Sayın Büyükşehir Belediye Başkanımızın da bu konuda hassasiyeti fazla. Bu da bizim için bir dayanak oluyor. Tabii bu dayanaklarımız olduğu zaman bizler daha rahat hareket edebiliyoruz.” ifadelerine yer verdi.
“Toprağımızı yakmayalım verimliliğini azaltmayalım”
Kendisinin de bir çiftçi olduğunu belirterek çiftçilere çağrıda bulunan Kırmızı “Vatandaşlarımıza şunu söylüyorum: Toprağımızı yakmayalım, toprağımızın verimliliğini azaltmayalım, çevremizi kirletmeyelim. Bizim bilmediğimiz, belki de daha sonraları ortaya çıkacak kimyasal canlılar ve verimlilik anlamında farklı şeyler olacak. Bugün bir toprağın oluşabilmesi için belki de milyonlarca yıl geçmesi gerekiyor. Bizim sahip olduğumuz bu değerlerin kıymetini bilmemiz gerekiyor. Bunu az bir maliyetle halletmeye çalışalım. Halledemezsek de yardımlaşalım, bir şekilde bunu önlemeye çalışalım. Ne kadar azaltabilirsek bizim için o kadar değerli. Azına çoğuna bakmayalım. Bunun vebali çok ağır olacak. Yarınki çocuklarımıza, bizim geleceğimiz olan çocuklarımıza hem temiz bir dünya hem de sağlıklı bir toprak ve alan bırakmaya çalışalım. Anızı yakarsın, 3-5 sene ekersin fakat 5 sene sonra bunun olumsuz sonucuna varabilirsin. Gayri ihtiyari veya kazayla olan anız yangınlarına bir şey demiyorum fakat bilinçli olarak yakılan anız hem dinen doğru değil hem de bu işin kimyasına aykırı. Ayrıca yasal anlamda da yasak olan bir şey. Toprağımıza sahip çıkalım, eğitimlere katılalım, gerekli desteklerimizi alalım. Ekimle ilgili gerekli kurumlardan bilgi alalım. Ekimi nasıl yapabiliriz, bunu nasıl daha verimli hâle getirebiliriz çabası ve gayreti içerisinde olalım. İşe olumsuz bakmayalım, olumlu tarafından da bakmamız lazım.” dedi.