Özel: Sandığı ve siyaseti koruma mücadelesini toplumsallaştırıyoruz
İBB'ye yönelik yolsuzluk soruşturması kapsamında görevinden uzaklaştırılan Ekrem İmamoğlu'nun tutuklanışının 1. yılı nedeniyle partisinin Saraçhanede düzenlediği mitingde konuşan CHP Genel Başkanı Özgür Özel, "19 Mart bu ülkeyi kimin yöneteceğine millet karar vermesin diye yapılmıştır. Millet vergisini versin, askere gitsin, trafik cezası ödesin ama kendi iradesiyle iktidarı değiştiremesin diye yapılmıştır" dedi. Özel, sandığı ve siyaseti koruma mücadelesini toplumsallaştırdıklarını da söyledi.
CHP'nin "Millet İradesine Sahip Çıkıyor" mitinglerinin 99'uncusu, İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne (İBB) yönelik yolsuzluk operasyonunun ardından görevinden uzaklaştırılan Ekrem İmamoğlu'nun tutukluluğunun birinci yılı nedeniyle İBB binasının bulunduğu Saraçhane'de yapıldı.
"19 MART, BU ÜLKEYİ KİMİN YÖNETECEĞİNE MİLLET KARAR VERMESİN DİYE YAPILMIŞTIR"
Mitinge katılım gösteren kalabalığa hitap eden CHP Genel Başkanı Özgür Özel, şu ifadeleri kullandı: "Hafıza-i beşer nisyan ile malüldür derler. Her şey Kasım 2023'te başladı. Birkaç ay öncesinde büyük bir seçim yenilgisinden çıkan partimiz, umutlar yerlerdeyken, başlar yerdeyken, moraller bozukken, gençlerin 'ayağa kalkalım' demesiyle, genç ve kadın kadrolarıyla yeniden ayağa kalkarak büyük bir değişimi gerçekleştirmeyi başardı. Bundan sadece dört ay sonra gidilen seçimlerde AK Parti tarihinde ilk kez yenildi. CHP, 47 yıl sonra Türkiye'nin birinci partisi oldu. Bu zaferi ne kendimize ne partimize saydık, bunu demokratların başarısı, bunu yan yana duranların, birlikte olanların başarısı olarak gördük. Erdoğan bu gidişi durduramayacağını biliyordu. O, ne partisine, ne partisinin gençlik kollarına, kadın kollarına güveniyordu, onun için olmayacak bir işe kalkıştı. Bir siyasetçiyi, geçmişte mahkeme mahkeme gezdirdiği, adaleti katlettirdiği, sonra ödüllendirip bakan yardımcısı yaptığı birini bu sefer İstanbul'a başsavcı olarak gönderdi. O kullanışlı aparat hemen göreve başladı. Bu ismin kurduğu çete, her türlü kirli işe bulaşan bir AK Toroslar çetesine dönüştü. Bir darbe planı adım adım işledi. Önce 30 Ekim'de Esenyurt Belediye Başkanımız Ahmet Özer alındı, Türkiye'nin en büyük ilçesine kayyım atandı. Ahmet Özer tam 377 gün hapis yattı, alnının akıyla çıktı. Ardından Beşiktaş ve Beykoz operasyonları yapıldı. 18 Mart'ta Ekrem Başkan'ın 31 yıllık diploması iptal edildi. 19 Mart'ta ülkeye sivil bir darbe yapılmaya, bir darbe girişimine kalkışmaya çalışıldı. Milletin seçtiği belediye başkanları, bürokratlar, cumhurbaşkanı adayımız Ekrem İmamoğlu gözaltına alındı. Tam 365 gündür o darbe sürüyor. Millet darbeye karşı 365 gündür direniyor. 19 Mart, devletle millet arasındaki sözleşmeyi yırtma girişimdir. 19 Mart, bu ülkeyi kimin yöneteceğine millet karar vermesin diye yapılmıştır. Millet vergisini versin, askere gitsin, trafik cezası ödesin ama kendi iradesiyle iktidarı değiştiremesin diye yapılmıştır. Bizim, sizin bir yıldır verdiğimiz mücadele, parti mücadelesi değildir, bir cephe olarak demokrasi mücadelesidir.
"SİYASETİ VE SANDIĞI KORUMA MÜCADELESİNİ TOPLUMSALLAŞTIRIYORUZ"
Biz demokratlar sandığın önemini biliyoruz. Geçtiğimiz haftalarda AK Parti, İçişleri Bakanlığı bir düzenleme yaptı. Modifiye araçlara ceza kesen yeni bir uygulamaya geçti. Toplumdan beklenmedik bir tepki yükseldi. Bugüne kadar oyunu Cumhur İttifakına veren, AK Parti'ye veren, sosyal medyadan AK Parti'ye karşı sandıkta görüşürüz diye yazmaya başladılar. İşte 19 Mart, milletin sandıkta görüşürüz deme iradesine karşı, yani ister AK Parti'ye oy veren sanayi sitesinde çalışan, bir gün hayali aracını biraz daha kendi hoşuna giden şekle sokmaya çalışan, aracının iki katı cezayı görünce sandıkta hesaplaşma isteyen olsun, ister İstanbul Üniversitesi'nde toplanan, geleceğine sahip çıkan gençler olsun. Milletin egemen olduğu, milletin tek söz sahibi olduğu, tek adamların değil, seçilmişlerin yönettiği, milletin istediğini başa getirdiği, istemediğini gönderdiği bir düzen bu ülkeyi var eden, kurtaran kuran bugünlere taşıyan düzendir. Bunun için sandığı ortadan kaldırmak isteyenlere, bir avuç darbeci kendisine göre bir düzen kurarsa, bir daha kimsenin yüzüne bakmak istemeyen bu düzenbazlara karşı, bu mücadeleyi, siyaseti ve sandığı koruma mücadelesini toplumsallaştırıyoruz. İşte sanayi sitelerine yayılan, işte köylerde, tarlalarda konuşulan, işte işçi servislerinde gündeme gelen 'Kardeşim hakkımı yiyorlar, hakkımı alırım, almazsam karşı çıkarım, istemediğimi değiştirirm' diyen bu anlayış, bu darbeyi püskürtmek için en büyük güvencemizdir. Bu meydan sadece kendinden değil bu mücadeleyi büyütmekten de mesuldür. Bu mücadeleyi adım adım büyütmeye, hep birlikte iktidara yürümeye hazır mıyız?
"DARBEYİ PÜSKÜRTMEK TÜM DEMOKRATLARIN GÖREVİDİR"
İşte bu darbeyi püskürtmek tüm demokratların görevidir. Mühür kimdeyse Süleyman odur. Bizim mücadelemiz bir avuç insanın Süleyman olmaması içindir, bizim mücadelemiz mührün, hükmün millette kalma mücadelesidir. Herkes hesabını buna göre yapmalıdır. Bundan sonra bu mücadeleyi dalga dalga büyütmeye var mıyız? İşte Esenyurt Belediye Başkanımız Ahmet Özer burada, işte Adana'nın seçilmiş başkanı Zeydan Karalar aramızda. Hapisteki kardeşlerimizi, dostlarımızı, yiğitlerimizi hiçbir zaman unutmadık, yalnız bırakmadık, bırakmayacağız."