Prof. Dr. Ertekin: Bölgedeki husumetleri çözecek akil insanlardan oluşan heyet lazım
Mardin Aşiretler İstişare Meclisi Çalıştayı'nda konuşan Prof. Dr. Mehmet Zahir Ertekin, bölgedeki kan davaları ve husumetlere dikkat çekerek, bunların sulh ve barış ile çözülmesi gereken meseleler olduğunu ve akil insanlardan oluşan bir heyetin bu meselelere el atması gerektiğini vurguladı.
Mardin’in Kızıltepe ilçesinde Mardin Aşiretler İstişare Meclisi tarafından bir konferans salonunda "Mardin Aşiretler İstişare Meclisi Çalıştayı" düzenlendi.
Mardin’in farklı bölgelerinden aşiret mensupları, kanaat önderleri, alimler ve sivil toplum kuruluşlarının temsilcilerinin katıldığı çalıştay, Süleyman Gökdemir’in Kur’an-ı Kerim tilavetiyle başladı.
Programın açılış ve selamlama konuşmasını Mardin Aşiretler İstişare Meclisi Üyesi Molla Fesih Memiş gerçekleştirdi.
Çalıştayın sunumlar bölümünde "Mardin’de Toplumsal Barış, Husumetler ve Sosyal Dayanışma" başlıklı sunumu Mardin Artuklu Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Zahir Ertekin yaptı.
Ertekin, bölgedeki problemlerden sadece Kürt halkının değil; Arab, Süryani ve diğer etnik unsurların etkilendiğini belirtti.
Bu problemleri, maddi ve manevi olarak aktaran Ertekin, "Maddi Problem nelerdir diyecek olursak; misal tarla problemi, mahkemesel problem, alacak verecek meseleleri ya da mevsimlik işçilerimizin problemleri diyebiliriz. Tabi bunlar sadece bizim bölgemiz için geçerli olan bir problem değildir. Bunlar dünyanın her yerinde olan maddi problemlerdir." dedi.
"İnsanlar kendi fıtratının aksine, İslam dışı, kültüre ve örfe uygun olmayan kanunlar ile yönetildi"
Manevi problemlerin ise bölge halkının inançlı olmasından dolayı önemli olduğunu söyleyen Ertekin, "Bunların çözümü de çok çok hassas ve zahmetlidir. Bizler her şeyden önce manevi problemlerimize kulak vermeliyiz. Özellikle bizim bölgemiz ve genelde ise Türkiye’nin tamamı 120 yıldır yani Cumhuriyetin kuruluşundan bu yana insani olmayan kanunlarla idare edildiler. İnsanlar kendi fıtratının aksine, İslam dışı, kültüre ve örfe uygun olmayan kanunlar ile yönetildi. Şüphesiz, bu süreçte Türkiye'deki bütün halklar dert ve çile çektiler. İnsanları tek tip bir yönetim anlayışı ile idare etmek isteyen bu sistem; insanların diline ve inançlarına bakmadan her kesimi tektip hale getirmek istedi ve bu şekilde kanunlar çıkarıp muamele etti. Bu insani bir yönetim değildi ve İslam da bu kanunu red ediyordu. Bundan dolayı bölgemizdeki insanlar hem Müslüman olmaları hasebiyle hem de kültür ve örflerinden dolayı ayrıydılar. Bu bölgede yaşayan insanlar bu sistemin eline düştü ve birçok elem ve acı çektiler." diye ekledi.
"Eğer silah ve bombaların sesi kesilirse gün be gün aramızdaki problemleri çözüme kavuştururuz inancındayız."
1970'lerin sonu ile 1980'lerin başında ortaya çıkan PKK'nın İslami ve bu bölgenin kültürüne ve örfüne aykırı olduğunu hatırlatan Ertekin, "Bu örgüt de maalesef yıllarca bu millet için birçok sorunlar oluşturdu. Bugün ise bizler diyoruz ki; eğer silah ve bombaların sesi kesilirse gün be gün aramızdaki problemleri çözüme kavuştururuz inancındayız. 40 yıldır köşe bucaklarda toplanıp konuştuğumuz problemlerimiz bugünden itibaren üzerinden fazladan ve açıktan duracağımız bir dönemdir. Neyden dolayı köşe bucaklarda konuşuluyordu bu problemler; güvenlikten dolayı oluşan sorun ve sıkıntılardan dolayı. Eğer bu problemler ortadan kaldırılırsa, işte bu o zaman manevi diye tabir ettiğimiz problemleri, örneğin dağıtılan ailemiz, boşanmalar, büyüklerinin sözünü dinlemeyen çocuk ve gençlerimiz gündeme gelecek ve konuşulacak." şeklinde konuştu.
"Kürtler minnetsiz oldukları için istişare meclisi bile kurmamışlar"
Ahmed-i Xani'nin Kürtleri tanımlarken, "Şefaatleri o kadar fazladır ki insan yanlarına yaklaşamıyor/ O kadar cesaretlidirler ki kimsenin minnetini çekmiyorlar." sözlerine atıfta bulunan Ertekin, şu değerlendirmede bulundu:
"Bu kadar minnetsiz olmalarından dolayı, her biri kendi başına göre hareket etmiştir. İran'da, Irak'ta, Türkiye'de, Suriye'de yaygın olmalarından dolayı bir federasyon kurmamışlardır. Bunların sebebi de bu fazla minnetsiz olmalarından dolayıdır. Bundan dolayı kendi aralarında bir istişare meclisi bile kurmamışlardır. Peki bütün bunlardan dolayı ne geliyor başlarına? Bu hususiyetlerinden dolayı aralarında bir ittifak oluşmamıştır. Ama bu da artık aramızda ittifak oluşmaz anlamına da gelmiyor ve bu bizleri böyle bir umutsuzluğa sürüklemiyor. Bizler farklı cemaatlerden, farklı aşiretlerden, farklı memleketlerden gelmiş olmamıza rağmen bizlerin toplanıp bunu oluşturmamız lazım."
Yine Ahmed-i Xani'nin tüm bunlara rağmen Kürtlerin kaderinin kendi çabalarına bağlı olduğunu dile getirdiğini aktaran Ertekin, "Küçük bir örnek vermek istiyorum. Daha önceleri bundan 15-20-30 yıl önceye kadar bayram denildiğinde herkesin evinde sigara vardı. Eğer sigara ikram etmeseydi çok büyük bir ayıp olarak görülürdü. Fakat bayram dini bir bayramdır. Fakat sigara ise ladini bir şeydir. Örf haline gelmişti fakat örfe de uygun değildi. Fakat bugün toplumumuza baktığımızda böyle bir şey kalmış mı? Hayır, böyle bir şey kalmamış. Bingöllü arkadaşlarım anlatıyorlardı; eğer taziyelerde dahi sepetlerde sigara ikram edilmeseydi olmazdı. Taziyeler herkesin sigara alması gerekiyordu. Eğer almasaydın senin için bir eksiklikti. Bu iyi bir şey değil. Kabul edilecek bir şey değil. Bugün o sigaranın kokusu dahi yok. 3 yıldır Mardin’deyim. Dükkanlara gittiğimde sigara içiyorum. Fakat bizim bölgede Muş, Van ve diğer şehirlerde hiçbir dükkanda sigara içilmez. Taziyelerde oturduğumuzda boş ve gereksiz konuşmalar yapacağımıza bu tür konular hakkında düşünmememiz lazım. Şu anda Mardin’de de evlerin içinde, dükkanlarda da sigara yavaş yavaş azalıyor. Bunları niye anlatıyorum. Şunu demek istiyorum; bizce ne kadar büyük görünse dahi çözülmeyecek sorun ve problem yoktur. Allah Teala bizlere büyük bir irade ve kudret vermiş. Eğer istersek başarabiliriz. Bunun için sadece bir birlik, şûra ve karar mekanizması lazımdır. Aldığımız kararları uygulamamız gerekir. Eğer böyle yaparsak mutlaka bu meselelerimiz de çözüme kavuşur." ifadelerini kullandı.
"Türkçe eğitim gördüğümüz halde Kürtçe konuşabiliyorsak bunu seyda ve alimlerimize borçluyuz"
Kürt halkının çok zengin bir mirasa sahibi olduğunu vurgulayan Ertekin, "1500 yıldan beridir, Hz. Ömer zamanından beri bu millet İslam dinini kabul etmiş ve bu güne kadar binlerce alim yetiştirmiştir. Arapça, Farsça, Türkçe ve Kürtçe külliyat kaleme alan binlerce alimi sayabiliriz. Eğer bu gün anasınıfından en üst eğitim derecesi olan profesörlüğe kadar Türkçe eğitim gördüğümüz halde Kürtçe konuşabiliyorsak bunu seyda ve alimlerimize borçluyuz. Fakat eğer bunları küçük ve değersiz görürsek, onlara sahip çıkmazsak fıtratımızın hakkını, ilmimizin zekat ve sadakasını vermemiş oluruz. Eğer böyle yapmazsak şüphesiz kıyamet gününde Allah bunun hesabını bize soracaktır. Eğer iyi, güzel ve pozitif yanlarımızı konuşursak değil saatler günlerce konuşabiliriz." diye ekledi.
Bölgedeki kan davaları ve husumetlere dikkat çeken Ertekin, bunların sulh ve barış ile çözülmesi gerek meseleler olduğunu belirterek, "Bunu çözecek bir akıl lazım. Akil insanlardan oluşan bir heyetin bu meselelere el atması lazım. Onlar, barışın sağlanması için çabalamaları gerekiyor. O şahıs da bu meseleye karşı soğuk davranmamalı. Bir deyim var 'Adamı öldürdüm yüreğimi soğuttum.' Belki 1 dakika, 60 saniye yüreğini soğutabilirsin fakat aslında ne yaptığını biliyor musun? İki aileyi yıktın. Biri toprağın altına girdi, sen de zindana gideceksin ve orada çürüyeceksin. Allah Teala insanların kalbini insan vücudunun tam içine yerleştirmiş. Mide, böbrek, dalak ve diğer organlar tamamı sıcak bir yerdedirler. Allah Teala yüreğimizin sıcak olmasını istiyor. Soğuk olmasını istemiyor. Eğer Allah’a karşı çıkıp yüreğini soğutmak istiyorsan sonucu hepimiz yıllarca görüyoruz. 'Beni sıcak bir şekilde karşıladı' diye bir söz var. Sıcaklık kalp için asıl olan ölçüdür. Bir adım attığımızda kendimizi, ailemizi, aşiretimizi, memleketimizi, ve en önemlisi ahiret günündeki hesabı düşünmemiz lazım." diye konuştu.