SETA, Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonunun Nihai Raporu'nu yayımladı
TBMM bünyesinde oluşturulan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu'nun 'Terörsüz Türkiye' vizyonunu inceleyen nihai raporu SETA tarafından yayımlandı. Rapor, güvenlik, kardeşlik ve demokratikleşme eksenlerinde bütüncül bir paradigma dönüşümü olarak ele alınıyor. Silah bırakma ve fesih sürecinin kurumsal rasyonalite temelinde inşa edilmesi gerektiği vurgulanıyor. 'Kardeşlik hukuku', tarihsel süreklilik, ortak hafıza ve eşitlik temelli vatandaşlık anlayışı bağlamında inceleniyor.
TBMM bünyesinde oluşturulan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu'nun nihai raporunu inceleyen analiz yayımlandı. Çalışmada, raporda ortaya konulan "Terörsüz Türkiye" vizyonu; güvenlik, kardeşlik ve demokratikleşme eksenlerinde bütüncül bir paradigma dönüşümü olarak ele alınıyor.
Analiz, raporun üç temel boyutuna odaklanıyor:
1. GÜVENLİĞİN KURUMSAL TEYİDİ
Silah bırakma ve fesih sürecinin şeffaf, ölçülebilir ve denetlenebilir kriterlere bağlanmasının gerekliliği vurgulanıyor. Sürecin romantik bir iyimserlikten ziyade kurumsal rasyonalite temelinde inşa edilmesi gerektiğine dikkat çekiliyor. Bu çerçevede Meclis denetimi, nitelikli çoğunluk ilkesi ve parlamenter uzlaşı, siyasal meşruiyeti güçlendiren unsurlar olarak değerlendiriliyor.
2. KARDEŞLİĞİN TARİHSEL VE SOSYOLOJİK MEŞRUİYETİ
Raporda merkezi bir kavram olarak öne çıkan "kardeşlik hukuku", tarihsel süreklilik, ortak hafıza ve eşitlik temelli vatandaşlık anlayışı bağlamında inceleniyor. Türk-Kürt ilişkilerinin Selçuklu'dan Milli Mücadele'ye uzanan tarihsel referanslar üzerinden yeniden çerçevelendirilmesinin, çözüm arayışına kültürel ve duygusal bir meşruiyet zemini sunduğu ifade ediliyor. Ortak acıların hiyerarşi kurulmadan sahiplenilmesi ve toplumsal psikolojinin gözetilmesi sürecin hassas alanları olarak öne çıkıyor.
3. DEMOKRATİKLEŞMENİN HUKUKİ TEMİNATI
Analizde, silahsızlanma sonrası döneme ilişkin önerilen yasal ve kurumsal düzenlemeler de ele alınıyor. İnfaz hukuku, ifade özgürlüğü, Siyasi Partiler Kanunu, seçim mevzuatı ve yerel yönetimlere ilişkin reform önerileri; güvenlik-demokrasi dengesini yeniden kurmayı amaçlayan bir dönüşüm perspektifi olarak değerlendiriliyor. Meclis denetimine tabi izleme mekanizmaları ve sürece katkı sunan aktörlere sağlanması önerilen hukuki güvenceler, sürdürülebilirlik açısından kritik kurumsal araçlar olarak öne çıkıyor.
Sonuç olarak analiz, söz konusu raporun toplumsal bütünleşme, ekonomik kalkınma ve demokratik standartların yükseltilmesini hedefleyen kapsamlı bir siyasal yeniden yapılanma çerçevesi sunduğunu ortaya koyuyor. "Terörsüz Türkiye" hedefi; güvenlik, kardeşlik ve demokrasi ekseninde eş zamanlı ilerleyen çok katmanlı bir dönüşüm süreci olarak değerlendiriliyor.