Ali Özdemir - Merkez Medya

Sosyal medya algoritmaları genç beyinleri bağımlılığa itiyor

Yeşilay Bilim Kurulu Üyesi ve İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Bölümü Dr. Öğretim Üyesi İlyas Kaya, sosyal medya platformlarında kullanılan algoritmaların "dijital kumar makineleri" mantığında kurgulandığını söyledi.

11 Mar 2026 - 12:01 YAYINLANMA
Sosyal medya algoritmaları genç beyinleri bağımlılığa itiyor

Dijital teknolojilerde yaşanan gelişmelerle birlikte sosyal medya platformları önemini ve etki gücünü her geçen gün artırıyor. Başta ABD ve Çin menşeli sosyal medya şirketleri olmak üzere birçok teknoloji şirketi geliştirdikleri yöntemlerle kullanıcıların platformlarda geçirdikleri süreleri yükseltmeye çalışıyor.

Platformların kullandıkları yöntemler arasında en dikkat çekici olanı ise algoritmalarla kullanıcıların bağımlı hale gelmesini sağlamak yer alıyor. Algoritmaların kullanıcı davranışlarını ve platformda geçirdikleri süreyi üst seviyelere taşıması neticesinde ise özellikle ergenlik dönemi ve genç yaştaki birçok kullanıcı bağımlı hale gelebiliyor.

Platformların suçlandığı mahkemeler devam ediyor

Bu kapsamda, sosyal medyanın çocuklar ve gençler üzerindeki olumsuz etkilerine dair tüm dünyada kısıtlayıcı önlemler yasallaşırken platformların suçlandığı mahkemeler ise devam ediyor. ABD'nin Los Angeles şehrinde görülen çocuklarda sosyal medya bağımlılığı davası, teknoloji dünyasında "tarihi bir hesaplaşma" olarak görülüyor.

Konuyla ilgili açıklamalarda bulunan İlyas Kaya, sosyal medya bağımlılığının bireyin günlük yaşantısında, sosyal medya kullanımına bağlı yaşadığı tüm olumsuz etkilere rağmen, sosyal medya kullanımı üzerindeki kontrolü sağlayamaması olduğunu söyledi.

Sosyal medya platformlarının bireylerin bu platformları sürekli kullanması için algoritmalar kullandığını belirten Kaya, bu algoritmaların bireyi her gün en uzun süre platformda tutma mantığıyla çalıştığına işaret etti.

Kaya, sosyal medya platformlarının kullanıcıları takip ederek ilgi duydukları içerikleri öğrendiğini dile getirerek, "Bu yolla size benzer ve daha çekici içerikleri art arda göstermeye başlar." dedi.

Algoritmalar duygusal tepki yaratan içerikleri ön plana çıkarıyor

Bu durumun bir nevi kişiyi içine çeken girdap, bataklık ya da kara delik gibi olduğunun altını çizen Kaya, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Özellikle duygusal tepki yaratan (neşe, öfke, korku, merak, haz) içerikleri öne çıkarılır ve burada da kişiye özel algoritmalar oluşturulur. Ayrıca sonsuz kaydırma ile de bir 'dur' noktası oluşmaz ve bu bataklığa daha çok çeker sizi. Platformların amacı daha çok reklam izlenmesi eşittir daha çok paradır. Siz aslında para ödemeden bu içeriklere ulaştığınızı zannedersiniz ama platformlar sizin üzerinizden para kazanmaya başlamıştır bile. Algoritmalar psikolojik zaaflarımızı (merak, onay ihtiyacı, dopamin) ve ihtiyaçlarımızı kullanmak için vardır. Algoritmalar size görmek, duymak isteyeceklerinizi sunan ve birçok uzman tarafından 'dijital kumar makineleri' gibi tanımlanan sistemlerdir."

Çocuk ve ergenlerde psikolojik sorunlara neden oluyor

Kaya, aşırı sosyal medya kullanımının zararları olduğuna değinerek, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Ailelerin sıkça üzerinde durduğu bu sorunlara biz klinisyenler ve araştırmacılar da sıklıkla psikiyatrik muayenelerimizde rastlamaktayız. Bilimsel çalışmalarda da aşırı sosyal medya kullanımı ile ilişkili olabilecek ve çocuk ve ergenlerde görülebilen en önemli psikiyatrik sorunlar: Majör depresif bozukluk, özellikle anksiyete bozuklukları, uyku bozuklukları, dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu, beden dismorfik bozukluk, yeme bozuklukları, akran zorbalığının en ağır tiplerinden biri olan siber zorbalık, çocuk istismarları, travma sonrası stres bozukluğudur. Ayrıca ileride diğer bağımlılıklara (özellikle online oyun ve kumar bağımlılığı) ve yetişkin hayatta kişilik bozukluklarına yatkınlık artabilmektedir."

Psikiyatrik problemlerin arttığına dair bilimsel verilerin gün geçtikçe arttığına işaret eden Kaya, çocuk ve ergenlerin henüz kimlik ve kişilik gelişimlerini tamamlamamış ve fiziksel, mental, sosyal olarak halen gelişmekte olan bireyler olduğunu vurguladı.

Çocuk ve ergenlerin bu yönüyle dışarıdan gelebilecek her türlü olumlu ya da olumsuz çevresel etkinin de en büyük hedefi olabildiğini anlatan Kaya, "Özellikle sosyal medyada sürekli başkaları tarafından beğenilme ve onaylanma ihtiyacı, aslında gerçekte var olmayan ama 'Herkes benden daha mutlu, daha zengin, daha başarılı, daha … ve benzeri' yanlış algıların oluşması, zaten dönemsel olarak var olan kırılganlığı arttırıcı bir faktör olabilmektedir. Tüm bu bilimsel ve klinik gözlemler de göz önünde bulundurulduğunda ailelerin 'psikolojik zarar' iddiaları temelsiz değil diyebiliriz." diye konuştu.

16 yaşından küçüklere sosyal medya yasakları uygulanmasının gündemde olmasının gayet doğal olduğunu belirten Kaya, online oyun, sosyal medya, online alışveriş gibi bağımlılıkların olumsuz etkilerinin büyüklüğünün gelecek zamanlarda daha fazla fark edilir hale geleceğini dile getirdi.

"Yasaklar, kısıtlamalar ya da denetimler doğal olarak hayatımıza girmek zorunda"

Kaya, kumar ve kimyasal bağımlılıklarda ilgili madde ya da davranışa ulaşılabiliyor olmanın bağımlılığın başlamasında en önemli risk faktörlerinden biri olduğunu ancak günümüz değişen dünyasında dijital ortamların yaşamımızın bir parçası haline gelmiş durumda olduğunu anlattı.

Online oyun, alışveriş, sanal medya kullanımının yarattığı olumsuz sonuçlar ortaya çıktıkça yasaklar, kısıtlamalar ya da denetimlerin doğal olarak devreye girmek zorunda olduğunu dile getiren Kaya, "Çocuk ve gençlerin, sosyal medyayı doğru ve kendilerine zarar vermeyecek şekilde kullanmayı öğrenecek olgunluğa ulaştığı varsayılan yaş sınırlaması keyfi bir sınırlama olmadığı gibi bilimsel temelleri gittikçe daha da netleşen ve geleceğimiz olan çocuk ve ergenler için ciddi ve önemli bir konu." dedi.

Bağımlılıkta en önemli yaklaşımın hiç bağımlı olmamak olduğunu, bunun da küçük yaşta çocukların yoğun ekran ve sosyal medya maruz kalmasının azaltılmasıyla başlayacağını belirten Kaya, "Çocukları tamamen izole etmek de gerçekçi değil ve günümüzde mümkün değil. Bu noktada dijital okuryazarlık önemli. Denetim, kısıtlama ve yasaklar tek başına çözüm değil. Asıl çözüm çocuklarımıza yaş ve gelişim seviyelerine uygun kullanımı öğretmek." ifadelerini kullandı.

"Doğal ve yavaş dopamin ödülleri sunan etkinlikleri çoğaltmak gerekiyor"

Ben artık "bağımlıyım" diyenlerin öncelikle bunun adını doğru koymak adına, bu alanda çalışan uzmandan (psikolog/psikiyatrist) destek alması gerektiğine işaret eden Kaya, önerilerini şöyle sıraladı:

"En etkili yöntemlerden biri sosyal medya anlık bildiri ve iletilerinin kapatılması. Bu platformlara uygulama süre limitleri koymak, yatmadan 1 saat önce telefonu tamamen bırakmak. Telefonu çalışma alanından ve yatak odasından uzak tutmak, gri tonlar kullanmak. Renkler olmayınca beynin görsel ödül sistemi daha az tetiklenir ve telefon daha 'sıkıcı' gelmeye başlar. Sık sık ben 'Şu an neden bu uygulamaya giriyorum?' diye kendine sorular sormak, sıkılınca otomatik olarak sosyal medya platformlarını açtığını fark etmeye çalışmak ve farkındalıkla birlikte yeniden bu davranışı azaltmaya çalışmak, gerçek hayatta keyif aldığın sanal olmayan doğal ve yavaş dopamin ödülleri sunan etkinlikleri çoğaltmak gerekiyor. Tüm bunlara rağmen değişmeyen durumlarda günlük, haftalık, aylık sosyal medyasız dönemler yaratmak (sosyal medya detoksu), tabii ki ve en önemlisi bağımlılık için profesyonel psikiyatrik destek almak."

"Sürekli çevrimiçi olma zorunluluğu, gençlerde kronik bir anksiyete sebebi"

Sonuç olarak ABD'deki davalarda ailelerin en büyük iddiası olan bu platformların çocuklarda yeme bozuklukları, uyku sorunları ve intihar eğilimlerini artırdığı iddialarının tamamen temelsiz olmadığına dikkati çeken Kaya, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Kişinin kendini yanlı olarak sürekli yukarı doğru sosyal karşılaştırması yani gençlerin, başkalarının filtrelenmiş ve 'mükemmel' hayatlarını gördükçe kendi yaşamlarını yetersiz hissetmesi ciddi bir sorun olarak önümüzde durmakta. Bu durum doğrudan düşük özgüven ve depresyonla ilişkilendiriliyor. Yine özellikle gençlerde FOMO (Gelişmeleri Kaçırma Korkusu). Yani sürekli çevrimiçi olma zorunluluğu, gençlerde kronik bir anksiyete sebebi gibi gözükmekte. Çocuk ve gençler, henüz prefrontal korteksleri (beyinde karar verme ve dürtü kontrolünde en önemli merkezlerden) tam gelişmediği için, algoritmaların manipülatif etkilerine karşı ve dikkat eksikliği bozukluğu, bağımlılık gibi psikiyatrik problemlere yatkınlık açısından yetişkinlerden çok daha savunmasızlar. Sınırlar, yasaklar veya kısıtlamalar beyin gelişimi tamamlanana kadar çocukları bu 'dopamin döngüsünden' koruyabilir ve uzun vadeli psikolojik hasarı azaltabilir. Ayrıca denetim ve gözetimler yaygınlaştıkça akran baskısını (herkes orada, ben niye değilim?) ortadan kaldırabilir."

Kaynak :
trthaber.com

YORUMLAR

Maksimum karakter sayısına ulaştınız.

Kalan karakter: