Merkez Platform

TBMM Karma Komisyonu'nda ücretli öğretmenlerin prim mağduriyeti ve deprem bölgesindeki hasar talepleri ele alındı

TBMM Dilekçe Komisyonu ile İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Üyelerinden Oluşan Karma Komisyon toplandı.

14 May 2026 - 01:02 YAYINLANMA
TBMM Karma Komisyonu'nda ücretli öğretmenlerin prim mağduriyeti ve deprem bölgesindeki hasar talepleri ele alındı

TBMM Dilekçe Komisyonu ile İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Üyelerinden Oluşan Karma Komisyon toplandı.

TBMM Dilekçe Komisyonu ile İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Üyelerinden Oluşan Karma Komisyonu AK Parti İstanbul Milletvekili Behiye Eker başkanlığında toplandı. Komisyon toplantısının açılışında konuşan Eker, "Kamu Denetçiliği Kurumu kamu hizmetlerinin işleyişine ilişkin bağımsız ve etkin bir şikayet mekanizması oluşturarak idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını insan haklarına dayalı adalet anlayışı çerçevesinde hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir. Kanun değişikliğini gerektirmeyen konularda yargı yoluna başvurulmasına gerek kalmaksızın idare ile vatandaş arasında bağımsız ve tarafsız bir başvuru merci olarak önemli bir işlev üstlenmekte, özellikle idarenin olumsuz karşılık verdiği talepler bakımından da verdiği kararlarla yol gösterici olmaktadır. Kamu Denetçiliği Kurumunun etkin bir şikayet mekanizması olarak başarısının en önemli göstergelerinden biri, kuşkusuz, verdiği tavsiye kararlarının idareler tarafından uygulanmasıdır" ifadelerini kullandı.

'ÜCRETLİ ÖĞRETMENLERİN PRİM GÜN SAYISIYLA İLGİLE MAĞDURİYETLERİ SÖZ KONUSU'

Ardından Kamu Denetçiliği Kurumunun 2025 yıllık raporunda Milli Eğitim Bakanlığı ve Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığının tavsiye kurulu kararına uymaması ile ilgili Kamu Denetçisi Cengiz Makas söz aldı. Makas, "Sorunun temel özünü söyleyecek olursak o da şu; ücretli öğretmenlerin prim gün sayısıyla ilgili bir mağduriyetleri söz konusu. Milli eğitim sistemimizin önemli bir ihtiyacını karşılayan ücretli öğretmenlerimiz var, fiilen kamu hizmeti sunmalarına rağmen sosyal güvenlik açısından eksik çalışmış değerlendiriliyor. Milli Eğitim Bakanlığımız kamu hizmetlerinin aksamaması için 657 sayılı Kanun'un ilgili maddesinde öngörülen bir istisnai durumu haklı olarak kullanıyor. Ancak kamu hizmetinin sürekliliği, SGK ve sosyal güvenlik açısından eksik çalışmış gibi değerlendiriliyor; temel problem bu" diye konuştu.

'PRİMLER TAM VE EKSİKSİZ YATIRILMALI'

Kurumun konu ile ilgili verdiği tavsiye kararından bahseden Makas, "Burada emsal çalışma olarak öğretmenlik olması lazım. Kanun, mevzuat çok açık bir şekilde bunu söylüyor, emsal de öğretmenler. Dolayısıyla, onlara ilişkin bir değerlendirme yaparak bu primlerin tam olarak, eksiksiz yatırılması gerektiğini düşünüyoruz. Kurumumuzun tutumu çok açık bir şekilde sosyal güvenlik hukukunda fiili çalışma gerçeği şekli sınıflandırmalar karşısında göz ardı edilmemelidir. Fiili çalışması neyse onun sosyal güvenlik açısından da öyle değerlendirmesi lazım dolayısıyla idarelerden özellikle beklentimiz dar ve teknik yorumlardan ziyade anayasal bir bakış açısıyla, Anayasa'da güvence altına alınan sosyal güvenlik hakkının korunması ve bu anlamda çalışan bu öğretmenlerimizin sosyal güvenlik açısından bu mağduriyetinin giderilmesini dile getiriyoruz" dedi.

'ÜCRETLİ ÖĞRETMENLERİN YARIM ZAMANLI ÇALIŞMASI NEDENİYLE PRİM FARKI OLUYOR'

Milli Eğitim Bakan Yardımcısı Muhammet Bilal Macit, SGK ve Maliye Bakanlığı genelge ile tedbirlere uygun hareket edildiğini söyledi. Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) Başkan Yardımcısı Sayın Engin Akyol ise "Ücretli öğretmen olarak çalışan bir kişinin başvurusu var, 2007-2016 yılları arasında yedi dönem ücretli öğretmenlik yapıyor, primlerinin eksik bildirilmesi nedeniyle bunların tam zamanlı sayılmasını isteyerek emekli olmayı talep ediyor. Burada şimdi Sosyal Güvenlik Kurumu olarak biz 3 statüde çalıştırıyoruz ücretli öğretmenlerimizi 4/A, sözleşmelileri 4/B, kamuda çalışan öğretmenleri 4/C statüsünde çalıştırıyoruz. Ücretli öğretmenlerimizin eksik gün sorunu hakkında kurum uygulamamız 5510 sayılı Kanunu'muzun (j) bendi ve 2013/11 sayılı Sigortalık İşlemleri Hakkında Genelgesi var, bu çerçevede yürütülüyor. Bu kapsamda uzman ve usta öğretici statüsündeki prim ödeme gün sayısı bir takvim ayı içinde hak kazandıkları brüt ek ders ücretinin prime esas günlük kazanç alt sınırına bölünmesi suretiyle en çok 30 gün olacak şekilde hesaplanıyor. Diğer ücretli öğretmenler için ise ay içindeki toplam ders saatinin 7,5 saate bölünmesi suretiyle tespit ediliyor. Bu çerçevede, ücretli öğretmenimizin çalışma biçimi değerlendirildiğinde bağımlılık unsurunun bulunmadığını, önceden belirlenmiş süre ve ders saati yükümlülüğünü kabul ederek ders saati karşılığında ücret aldıklarını dolayısıyla tam süreli bir iş sözleşmesi niteliği taşımadığını, kısmi süreli bir iş yaptığını görüyoruz dolayısıyla buradaki primi de buna göre tahsil ediyoruz. Yani tam zamanlı çalışmanın primiyle yarım zamanlı çalışmanın primi farklı oluyor" değerlendirmesinde bulundu.

Macit ayrıca ücretli öğretmenlerin tam zamanlı çalışmasını arzu ettiklerini ancak konunun Milli Eğitim Bakanlığı bünyesinde olduğunu ekledi. Kamu Denetçisi Makas ayrıca 18 yaş altı aile iş yeri sigortalılıklarının emeklilikte dışlanması ile ilgili tavsiye karanına uyulmadığını belirtti.

'DEPREM BÖLGESİNDE HAFİF HASARLI KONUTU YIKILAN VATANDAŞIN ZARARI GİDERİLMELİ'

SGK Başkan Yardımcısı Engin Akyol ise 'Türk Medeni Kanunu'na göre 18 yaş altındakilerin çalışamayacağını ancak ücret mukabilinde çalışacağını ifade etti. Kamu Denetçisi Özcan Yıldız ise deprem bölgesinden bir başvurunun bulunduğunu dile getirdi. Özcan, şu ifadeleri kullandı:

"Başvurumuz, deprem sonrasında gerçekleştirilen enkaz kaldırma ve yıkım işlemleri sırasında başvuranın hafif hasarlı olarak kaydedilen konutunun aynı parsel üzerinde yer alan ve ağır hasarlı olduğu tespit edilen binayla ortak taşıyıcı ve bitişik nizamda bulunması gerekçesiyle yıkılması nedeniyle, başvuranın yıkılan evinin yeniden yapılması ve zararının tazmin edilmesi talebine ilişkindir. Başvuru üzerine verilen tavsiye kararında yıkım kararı bulunmadığı halde yıkıldığı anlaşılan ve ortak taşıyıcı sisteme sahip olduğu teknik raporlarla ortaya konulan yapının hak sahipliği değerlendirilmesi dışında bırakılması, hukuka ve hakkaniyete uygun görülmemiş olup başvuranın zararının giderilmesini teminen 7269 sayılı Kanun kapsamında hak sahipliğinin tesisi yönünde tavsiye kararı vermiş bulunmaktayız."

'ORTAK TAŞIYICI YAPILARIN OLMADIĞINI TESPİT ETTİK'

Konu ile ilgili konuşan İçişleri Bakanlığı Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı Barınma ve Yapım İşleri Genel Müdürü Ahmet Nehar Poçan, "Burada da yine Kilis'te ve Osmaniye'de Kamu Denetçiliğinin bize 2 tane tavsiye kararı var. Bu tavsiye kararlarındaki 2 yapıda da şöyle bir özellik var. Vatandaşlarımız konuttan hak sahibi olmuşlar, burada vatandaşlarımıza yapı işleri marifetiyle konutları yapılmış ve teslim süreçleri de gerçekleşmiş ancak bu afet döneminde yapıların hemen yamacında, yapının hemen bitişik nizamında yapılmış. Osmaniye'de ise de şöyle bir durum söz konusu, vatandaşımızın 'dükkan' diye kullandığını beyan ettiği depo niteliğinde bir yapı var. Bu yapılar da daha ayrıksı bir yapı. Bu yapının da ortak taşıyıcı sistemi olduğunu vatandaşımız iddia ediyor ve bu hususla alakalı olarak da Kamu Denetçiliğimize başvurmuş. Biz, tabii, hem ilde yapılan denetleme hem de merkezden de bağımsız bir gözle mühendislerimizi gönderdik ve denetlemeyi yaptık. Burada yapıların tamamıyla birbirinden bağımsız olduğunu da hem döşeme kot farklılıkların olmasından hem ortak taşıyıcı yapıların olmadığından tespit ettik. Vatandaşımızın da burada, tabii, konutunu almış olması ve ikinci bir konut talep etmesi hususunda da hak sahibi niteliğini taşımadığını değerlendirdiğimiz için tavsiye kararını tamamen teknik ve hukuki anlamda da uygulamadık" ifadelerini kullandı.

KOMİSYON TOPLANTISI SONA ERDİ

Ardından Komisyon Başkanı Eker, komisyon toplantısını kapattı.

Kaynak :
haberler.com

YORUMLAR

Maksimum karakter sayısına ulaştınız.

Kalan karakter: