Üreme sağlığı alarm veriyor! Kadın doğumculardan büyük aile çağrısı
Dünyada olduğu gibi ülkemizde de doğurganlık oranları alarm veriyor. Uzun zamandır ‘En az 3 çocuk’ tavsiyesi veren Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, geçtiğimiz günlerde de “Niye en az 4 çocuk olmasın, 5 olmasın?” dedi. Erdoğan’ın sözlerine, Üreme Sağlığı ve İnfertilite (TSRM) Kongresi’nde, kadın doğum uzmanlarından destek geldi
Türkiye'de doğum hızının düşmesi nedeniyle 2025 yılı 'Aile Yılı' ilan edilmişti. Doğum hızı 2018'de 2,10'un altına indi. 2024'te 1,48 olan toplam doğurganlık hızı ise alarm veren noktaya geldi. Dünyada ve ülkemizde hızla düşen doğurganlık oranları, Türk Üreme Sağlığı ve İnfertilite Derneği (TSRM)'nin düzenlediği 13. Üreme Sağlığı ve İnfertilite Kongresi'nde masaya yatırıldı.
TÜP BEBEĞE DESTEK
TSRM Başkanı, Kadın Doğum ve Tüp Bebek Uzmanı Prof. Dr. Barış Ata şunları söyledi: "İsteyenin yapabildiği kadar çocuk yapmasını destekliyoruz. İsteyen 1, isteyen 3, isteyen 5 ama çocuğu olmayan, tüp bebek tedavisi olan çiftlere devlet tarafından destek olunması önemli. İnfertilite yani kısırlık, dünya genelinde her 100 kadından 10–12'sini etkileyen önemli bir sağlık sorunu. Dünya Sağlık Örgütü, infertiliteyi bir hastalık olarak tanımlıyor. Nasıl ki kalp hastası birinin kalp ameliyatı olması gerekiyorsa, çocuğu olmayan biri için de tüp bebek tedavisi ücretsiz karşılanmalı. Tedaviye erişimi temel bir hak olarak görüyoruz."
5 ÇOCUK İSTERDİM
Prof. Dr. Ata, "Doğurganlık oranları alarm veriyor" diyerek, sözlerini şöyle sürdürdü: "Genelde herkes çocuk yapmadığına pişman oluyor. Çocuk yapıp pişman olanı görmedim. 2 çocuğu olan da '3 olsaydı' diyor. Benim 2 çocuğum var. Annemler 5, babamlar 4 kardeş, onlara bakınca imreniyorum. Benim çocuklarım da 4-5 kardeşi olsaydı büyük bir aileleri olurduk" dedi. Prof. Dr. Ata, 'Reproductive BioMedicine Online'da yayımlanan yeni çalışmada, tüp bebek tedavisine yapılan devlet desteğinin, yalnızca bir sağlık harcaması değil, aynı zamanda uzun vadeli yüksek getirili bir ekonomik yatırım olduğunu belirtti. Prof. Dr. Ata, Sağlık Bakanlığı'nın tüp bebek tedavisi desteğinde yaş sınırı ve deneme sayısına yönelik kapsam genişletme hazırlığında olduğunu da söyledi.
'2 ÇOCUĞUM VAR, KEŞKE DAHA ÇOK ÇOCUK YAPSAYDIM'
TSRM Yönetim Kurulu Üyesi Doç. Dr. Ali Sami Gürbüz de "Eskiden 4 çocuğu olana cahil diye bakılırmış. Halbuki benim tanıdığım pek çok kadın doğum uzmanın 4 çocuğu var. Ülkenin geleceğini düşünmeliyiz, sağlıklı bir gelecek için çocuk yapılması lazım. Çalışan nüfus ile emekli nüfusun birbirini dengelenmesi için çocuk sayısının artırılması gerekiyor. 2 çocuğum var. Keşke bir çocuk daha yapsaydım" dedi.
KISIRLIK CHECK-UP'I YAPILMALI
Evlilik yaşının kariyer nedeniyle giderek ertelenmesinin infertiliteyi artırdığını belirten Doç. Dr. Gürbüz, üreme oranlarının arttırılması için neler yapılması gerektiğini şöyle sıraladı:
Evlilik öncesi infertilite check-up'ı yapılıp, çocuk planlarının yapılması gerekir.
Yumurta dondurma uygulamasının rezervler düşmeden yapılmasına izin verilmelidir.
YUMURTA DONDURMA YAŞI DÜŞÜRÜLMELİ
TSRM Yönetim Kurulu Üyesi ve Kongre Sekreteri Prof. Dr. Işıl Kasapoğlu ise mevcut yönetmelikteki yumurta dondurma kriterlerinin erken dönemi kapsayacak şekilde yeniden düzenlenmesi gerektiğini belirterek, "Rezerv azalmadan, sayı ve kalite bozulmadan dondurma yapılması çok daha etkili olur. Yumurta dondurma şu anda SGK tarafından karşılanmıyor. Endikasyonu olsa bile devlet katkısı bulunmuyor. Bu konular mutlaka ele alınmalı" dedi.
ERKEN MENOPOZA GENETİK TARAMA
TSRM Genel Sekreteri Prof. Dr. Yaprak Üstün de erken menopoz riskinin erken yaşlarda tespit edilmesi için genetik tarama önerdiklerini söyleyerek, "Erken menopozun en önemli nedenlerinden biri, kalıtsal geçişten ziyade kişiye özgü genetik mutasyonlardır. Nasıl SMA gibi hastalıklar için tarama yapılıyorsa, erken menopoz açısından da genetik paneller giderek gelişiyor. Her 100 kız çocuğundan biri erken menopoza aday. Böyle bir risk olduğunda da kişi 25 yaşına geldiğinde düzenli izleme yapılarak, uygun zamanda yumurta dondurma gibi koruyucu adımlar atılabilir" dedi. Prof. Dr. Üstün, Türkiye'de üreme endokrinolojisi ve infertilitenin hâlâ yan dal olarak tanımlanmamasının eksiklik olduğunu belirterek, "Yeni bir model oluşturulmalı" dedi.