Ali Özdemir - Merkez Medya

Yaralılara şifa dağıtan kahramanlar: 1915li Tıbbiyeliler

Çanakkale Zaferi bir milletin gösterdiği büyük cesaret ve fedakarlıklarla kazanıldı. Hiç düşünmeden cepheye koşanlar arasında Tıbbiyeliler de vardı. Öyle ki 1915 yılında Mekteb-i Tıbbiye-i Şahane’ye kaydolan birinci sınıf öğrencilerinin tamamı şehit düşmüştü.

18 Mar 2026 - 16:02 YAYINLANMA
Yaralılara şifa dağıtan kahramanlar: 1915li Tıbbiyeliler

Sağlık Bilimleri Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Kemalettin Aydın, Çanakkale Zaferi’nin yıl dönümünde, Türk tıp tarihinin en çarpıcı öykülerinden birine dikkat çekti. Aydın, 1915 yılında Mekteb-i Tıbbiye-i Şahane’ye kaydolan birinci sınıf öğrencilerinin tamamının cepheye giderek şehit düştüğünü hatırlatarak, “Bu yalnızca bir kayıp değil, Türk hekimliğinin karakterini şekillendiren fedakarlığın adıdır” dedi.

Birinci Dünya Savaşı’nın başlamasıyla birlikte yalnızca orduların değil, toplumun en eğitimli kesimlerinin de cepheye yöneldiğini ifade eden Aydın, tıbbiyelilerin bu süreçte üstlendiği rolün tarihsel önemine dikkat çekti.

1914 yılında savaşın başlamasıyla birlikte Mekteb-i Tıbbiye-i Şahane öğrencilerinin silah altına alındığını belirten Aydın, “Henüz hayatlarının başında olan genç hekim adayları, kalemlerini bırakıp cepheye koştu. Çanakkale başta olmak üzere birçok cephede yalnızca savaşmadılar; aynı zamanda yaralılara şifa dağıtan kahramanlar olarak görev yaptılar” ifadelerini kullandı.

Aydın, bunun yalnızca bir savaş hikayesi değil, aynı zamanda meslek ahlakının ve millet bilincinin en saf olduğunu söyledi.

Tıbbiyeliler hem cephede hem de sahra hastanelerinde görev aldı

Savaşın en yoğun yıllarında Mekteb-i Tıbbiye-i Şahane’nin eğitim faaliyetlerine ara verildiğini belirten Aydın, okulun bir süreliğine Hilal-i Ahmer Hastanesi olarak hizmet verdiğini hatırlattı.

Tüm hocaların ve öğrencilerin askeri birliklere dağıtıldığını ifade eden Aydın, 1915-1916 yıllarında tıbbiyelilerin yalnızca cephede değil, cephe gerisinde kurulan sahra hastanelerinde ve tahaffuzhanelerde de görev aldığını vurguladı.

“O günün şartlarında en büyük tehdit yalnızca düşman kurşunu değildi. Bulaşıcı hastalıklar, yetersiz beslenme ve imkansızlıklar ordumuzu ciddi şekilde etkiliyordu. Bu nedenle yapılan sağlık kontrolleri ve aşılama çalışmaları, muharip gücün korunmasında hayati rol oynadı” diyen Aydın, tıbbiyelilerin savaşın görünmeyen cephesinde de kritik görevler üstlendiğini ifade etti.

Rakamların sessiz çığlığı

Prof. Dr. Kemalettin Aydın, savaşın tıp camiası üzerindeki yıkıcı etkisini de somut verilerle ortaya koydu. Birinci Dünya Savaşı boyunca 765 tıp öğrencisinden 346’sı şehit düştü. Aynı dönemde 262 Osmanlı hekimi cephelerde hayatını kaybetti. 1915 yılında Tıbbiye’ye başlayan birinci sınıf öğrencilerinin tamamı Çanakkale’de şehit oldu. Bu ağır kayıplar nedeniyle Mekteb-i Tıbbiye-i Şahane 1921 yılında hiç mezun veremedi.

Çanakkale’deki “tıbbiyeli ruhu”

Tıbbiyelilerin cephede üstlendiği rolün yalnızca askeri bir görev olmadığını vurgulayan Aydın, onların aynı zamanda insan hayatını önceleyen bir anlayışın temsilcisi olduğunu belirtti.

Cephede yaralı bir askerin başında nöbet tutan, sınırlı imkanlarla hayat kurtarmaya çalışan, gerektiğinde kendi canını hiçe sayan bu gençlerin, bugün “tıbbiyeli ruhu” olarak ifade edilen anlayışın temelini oluşturduğunu söyledi.Aydın’a göre bu ruh; fedakarlık, adalet, merhamet ve vatan sevgisinin birleşiminden doğan bir miras niteliği taşıyor.

Adanmışlığını sembolü: Beyaz önlük

Modern sağlık sisteminin geldiği noktaya dikkat çeken Aydın, bugünün imkanlarının arkasında o büyük fedakarlığın bulunduğunu ifade etti:

“Bugün en ileri teknolojilerle donatılmış hastanelerde görev yapabiliyorsak bu, cephede bir damla ilacı bile adaletle paylaştıran bir anlayışın mirasıdır. Beyaz önlük yalnızca bir meslek kıyafeti değildir; gerektiğinde vatan uğruna kefene dönüşebilecek bir adanmışlığın sembolüdür.”

Çanakkale ruhunun sessiz kahramanları

Çanakkale Savaşı’nda yalnızca askerlerin değil; tıbbiyelilerin, mülkiyelilerin, müderrislerin ve aydın bir kuşağın da cepheye koştuğunu hatırlatan Aydın, bu durumun milletin topyekûn mücadelesinin en açık göstergesi olduğunu vurguladı. “Bu millet, en zor anında en değerli evlatlarını tereddüt etmeden vatan için feda etmiştir” diyen Aydın, o büyük fedakarlığın bugün dahi toplumsal hafızayı şekillendirdiğinin altını şu sözlerle çizdi:

“Bugün ‘Çanakkale geçilmez’ diyebiliyorsak, bunu o gençlerin fedakarlığına borçluyuz. Onlar yalnızca vatanı savunmadı; aynı zamanda insanlığa hizmet eden bir mesleğin en yüce örneğini sergiledi. Bizler bayrağımızın rengini şehitlerimizin kanından aldığını bilen bir milletiz. Bu toprakları bize vatan kılan tüm şehitlerimizi rahmet ve minnetle anıyorum.”
 

Kaynak :
trthaber.com

YORUMLAR

Maksimum karakter sayısına ulaştınız.

Kalan karakter: